Page 353 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 353
Teveccüh Sohbetleri 351
Esma nuruna ulaşmıştır ama bir de sıfat nuruna geçmek var.
Zât nuruna geçmek var. Bunlar daha ileri gidiyorlar.
Velîliğin ilk basamağı nefs-i mutmainneye dâhil olmaktır. Çünkü kelamlardan bu
anlaşılıyor. Böyle işaret ediliyor. Sâlih Baba buyurmuş:
“Men aref” sırrına vâkıf olmuşam
Nefsim ile hem Rabbimi bilmişem
Mutmainne kalasına girmişem
Gayette bir metîn hisârımız var
Hisar: İnsanları düşmanlardan koruyan bir yerdir. Kuvvetli bir hisarı olursa insanın
oraya hiçbir düşman zafer kılamaz. Hisarı olmazsa eğer tabii ki onun düşmanları çok,
sadece silahı, evi de onu kurtaramaz. Eğer hisarı varsa düşman hisardan içeri giremez
ki; silahını kullansın, gücünü kullansın veya bir şey yapsın. Bir hisar var arada.
Öyleyse burada bu hisar nedir?
Bizim hisarımız nefs-i mutmainnedir.
Düşmanlarımız ne?
Düşmanlarımız da, manevi düşmanlarımız var:
Şeytan aleyhillane,
Nefs-i emmare,
Dünya sevgisi, dünya muhabbeti,
Bir de yaramaz insanlar.
Bir insan eğer nefs-i mutmainnedeyse yani kalbi daima Allah'ın zikriyle, Allah ile
meşgul oluyorsa, Allah kelamı olmayan yere gitmez, hoşlaşmaz. Öyle buyuruyor:
Bir yerde ki gül yoktur o gülşâneye varmam
Hem sohbet-i pîr olmadığı hâneye varmam
Aşk ehlinin ahvâlini pervâneye sormam
Âşık olanın ciğeri yanar da pişer de
Sevdim seni seydâ-yı cihân hayır ve şerde
Demek ki bak, ne nimetler var burada, ne anlamlar var burada.
Evet, nasıl ki bir bülbül gül olmayan bahçeye gitmez. O bahçe ne kadar da meyveli, ne
kadar da sebzeli, ne kadar da yeşillikli, çiçekli olursa olsun gül yoksa girmez oraya,
gitmez oraya.
Bir Allah dostu da Allah'a sevgisi olan bir insan da Allah'ın ismi anılmayan,
Resulullah'ın ismi anılmayan yere gitmez. Hoşlanmaz oradan, canı sıkılır gitmez oraya.

