Page 354 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 354

352                                                          Gülden Bülbüllere

          Öyleyse demek ki burada nefs-i mutmainneye geçince yaramaz insanlardan da
          kurtuldu. Çünkü bir insan yaramaz bir insanın yanına giderse ona ondan zarar gelir.
          Ama bir insan iyi bir insanın yanına giderse ona ondan kâr gelir.
          Onun için bir defa buradan (yaramaz insandan) kurtulmuş oluyor.
          Ondan sonra daha nefs-i  mutmainne demek, kalbi dolmuş. Neyle? Allah sevgisiyle.
          Allah'ı hiç unutmuyor, Allah kalbinden çıkmıyor ki.
          Yalnız, Allah her şeyi zıddiyetle halk etmiş. Bütün sevgiler Allah sevgisinin zıddıdır.
          Allah sevgisi oldu mu başka bir sevgi olmaz o gönülde.
          Ama Allah sevgisi olmazsa orada çok sevgiler vardır. Onlar nöbet değişirler. O girer o
          çıkar, o girer o çıkar, o girer o çıkar.
          Ama burada bir de şu vardır ki bunlar her ne kadar nöbet değişse de beşeriyet icabı
          gönlüne gelen  şeylerdir. Tabii kötü niyetliyse kötü  şeyler gelir çeşitli çeşitli.  İyi
          niyetliyse iyi şeyler gelir çeşitli çeşitli.
          Fakat en çok neyi seviyorsa onu hiç atamaz kalbinden, o sabittir orada.

          Burada en çok sevilenin Allah olması lazım ki onun sevgisi çıkmasın kalbimizden. Bu
          da nefs-i mutmainneye dâhil olmazsa bir insanda olmaz.

          Ama Allah'ın esma nuru tecellî edecek ki onun kalbinde o zaman insanlardan seçilmiş
          olsun, nefs-i mutmainneye dâhil olsun.
          Nefsin yedi makamı var ya:

          Nefs-i emmare, Nefs-i levvame, Nefs-i mülhime, nefs-i mutmaine var.
          Nefs-i emmare, küfür sıfatıdır Allah korusun.
          Nefs-i levvame, küfür sıfatı değil ama noksan sıfattır yine, küfre yakındır.

          Nefs-i mülhime ise, yine noksan sıfattır az da olsa onda noksanlık vardır. Nedir ondaki
          noksanlık? Az da olsa bu noksanlık gün içerisinde işle veyahut alaveresiyle, akrabasıyla
          meşgul olduğu zaman Allah'ı unutmasıdır.
          Ama nasıl ki nefs-i mutmainneye dâhil olursa onun kalbi artık doluyor ve daha dolu
          olan kalp Allah'ı unutmayan bir kalptir. Zikrin de hulasası kalpten Allah'ı anmaktır.
          Nefs-i mutmainneye dâhil oluyor ki o zaman tamam, küfürden uzaklaşmış oluyor.
          Küfür denilince sade içki içmek, kumar oynamak, günah-ı kebâirleri işlemek değil. Bir
          de küçük günahlar vardır. Küçük günahlardan da kaçmak, korunmak lazım.
          Küçük günahlar nedir? Küçük günahlar da yine bizim meşru olan şeyleri düşünmemiz,
          onlarla meşgul olmamızdır.
          Günahlar da gayr-ı meşru şeylerle uğraşmamız. Küçük günahlar meşru olan şeylerdir.
          Yalnız burada Cenabı Hak: “Yiyin için israf etmeyin.”  buyuruyorsa, bir var ki; israf,
                                                        13
          gayr-ı meşru olan haram oluyor.


          13  Araf 7:31
   349   350   351   352   353   354   355   356   357   358   359