Page 356 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 356
354 Gülden Bülbüllere
....
Evet efendiler, ayakta mı cemaat, dışarıda çok var mı? Almayacak mı yani?
Peki, şimdi teveccühü tarif ediyorum. Teveccühümüz büyük bir ameldir. Zaman
zaman yapıyoruz muhitlerde, bölgelerde yapıyoruz. Eskiden daha çok yapıyorduk.
Şimdi biraz yaşlandık, hastalığımız var.
Aslında zâhire bakarsanız, doktorların söylemesine bakarsanız; sen yerinden çabalama,
hastasın diyorlar. Yerinden çabalama, yorulma, üzülme diyorlar. Hatta öyle dikkat et ki
bir grip hastalığı bile almayasın, senin için tehlikeli olur, diyorlar. Ama ben kendi
hastalığımı hissetmiyorum, yalnız bir halsizlik hissediyorum.
Bir de bizim için çetin olan diyetimizdir. Bu diyetimizden dolayı biz bir tarafa
gidemiyoruz. Bir yerde sabit kalmamız lazım. Yediğimiz bütün her şey ölçülü, saatli ve
çok fersiz şeyler. Bizim için yağlı, yağ yasak, et yok katiyen yasak. Hububat yasak, tuz
yasak, tatlı yasak, ekmek yasak.
Ne yiyoruz? Ölçülü, tartılı, saatli şeyler çok az miktarda, bir de meyve. Mesela peyniri
yemeği kestiler, patates vardı onu da kestiler. Eskiden bizim diyetimizde yüz gram öğle
vakti tavuk, balık eti vardı haşlanmış. Sığır eti yasaktı bize. Yüz gram da akşam için,
toplam iki yüz gram et vardı; bunu tamamen kestiler. Beş bardak süt, yoğurt vardı onu
da üçe indirdiler. Tatlı, yağlı zaten yoktu. Şimdi bir de tuzsuz verdiler.
Bizim şimdi sabahtan kahvaltımız saatli. Saat yediyi geçirmeyeceğiz. Yediden evvel de
olmayacak, sonra da olmayacak. Diyor ki doktorlar, bunlar saatinde olmazsa aksi tesir
yapar. Bu hastalık işte tebdil ediyor, yediğin yemekleri tebdil ediyor. Buna da bir düzen
veriyorlar. Bu düzende olursa bir şey yapmaz, diyorlar.
Diyorlar ki bu alacağın meyveyi yarım saat sonra alsan vücut onu yağa çevirir. Zaten
bizim en büyük rahatsızlığımız yağdan.
Hastaneden çıktıktan bir ay sonra tahlile gittim. Kolesterol yüksek çıktı. Bana dediler ki
sen perhizini bozmuşsun. Hayır, efendim bozmadım hiç asla bozmadım. Niye böyle
oldu? Dediler. Hangi yoğurdu yedin? Dediler. Koyun yoğurdu mu yedin? Evet, koyun
yoğurdu da yedim. Koyun yoğurdu yemeyeceksin. Beş bardak yoğurdu üçe düşürdüler,
onu da koyun yoğurdu yemeyeceksin. İnek yoğurdu, yavan yoğurt yiyeceksin, dediler.
Evet, bu kadar hassas. Şeker bizim bir böbreğimizi tahrip etmiş. Sağ böbreğimiz
çalışmıyor. Sol böbrek için böyle yapmazsan o da tahrip olur, bunu biraz yaşatmak için
bunlara dikkat edeceksin, diyorlar.
İşte burada şimdi sabahtan bir bardak tarttım iki yüz gram. Büyük bardaklar var ya su
bardaklarıyla iki yüz gram yoğurt. Elli gram kepek ekmeği. Evvelki perhizde yetmiş
gramdı, şimdi otuz grama düşürdüler. Bir kibrit kutusu kadar tuzsuz, yağsız peynir.
Sabahtan saat yedide bundan başka bir şey alamıyoruz.
Saat onda, kuşluk vakti, yüz gram meyve alıyoruz. Ekşi alabiliyorum elma veyahut da
portakal ne olursa olsun yüz gram. O da değişiyor. Mesela bazısı var ki iki yüz gram
oluyor, bazısı var ki yüze düşüyor. En azı yüzden aşağı olmuyor. Yüz oluyor, yüz elli
oluyor, iki yüz oluyor. İcabında buluyorsak ekşi elma iki yüz gram alabiliyorum,
bulamıyorsak ondan aşağı alıyorum. Mesela, üzümü yüz gram alabiliyorum fazla

