Page 360 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 360

Teveccüh Sohbetleri                                                    359





                     “Teveccühte Çok Büyük İhsanlar Olur”


                                                              10.09.1994, Erzincan

          Esselamu aleyküm ve rahmetullah, Allah’ın selamı, rahmeti, hidayeti, bereketi üzerinize
          olsun. Cümleten hoş geldiniz, uzaktan yakından, köyden şehirden, içerden, dışarıdan
          gelen cümleten hoş geldiniz, sefa geldiniz, sefa getirdiniz. Allah sefa, sürûrunuzu
          arttırsın. Allah aşkınızı, muhabbetinizi arttırsın. Sabah-ı  şerifleriniz hayırlı mübarek
          olsun, feyizli nurlu olsun.
          Yapacağımız  büyüklerimizin amelidir, taklit edeceğiz.  Büyüklerimizin ameli büyük
          teveccühümüzdür, onu da sizin için Allah hayırlı mübarek etsin, feyizli nurlu etsin.
          Allah emeklerinizi zayi etmesin. Allah niyetinizi halis etsin. Allah arzunuza ulaştırsın.
          Allah’a  şükür, çok  şükür, bin  şükür, nihayetsiz  şükürler olsun. Rabbimizin lütfuna,
          keremine, ihsanına nihayetsiz  şükürler olsun. Büyük  ihsanlarda, büyük  lütuflarda,
          büyük keremlerde bulunmuş.
          Bizi Müslüman halk etmiş, inananlardan halk etmiş. Ya küfürde bıraksaydı ne olacaktı
          halimiz? Allah’a  şükür Müslümanlardan seçmiş inşallah. Niçin, neden? Müslüman
          denince Allah’a inananlar, kâfir deyince Allah’a inanmayanlar. Fakat ta Hz. Âdem’den
          bu zamanımıza kadar 124.000 peygamber gelmiş geçmiş. Bunlara inananlar Müslüman
          oluyor, inanmayanlar da kâfir oluyor. Semavi kitaplara inananlar mümin  olmuş,
          inanmayanlar da kâfir olmuş, küfürde kalmış. Allah bunlardan da bizi seçmiş ki sevgili
          habibine bizi ümmet etmiş.
          Cenabı Hak  bak,  öyle buyuruyor:  “Habibim senin  dininde eksiklik bırakmadım,
          tamamladım ve dinlerin içerisinde en üstün din, İslam dinini seçtim sana bahşettim.” 1 .
          Bir de habibi için buyuruyor ki: “Sizin  sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir, sizin
          üzerinize çok düşkündür.” 2  Habibim, senin kadar ümmetine düşkün, ümmetine acıyan,
          ümmetini kayıran, ümmetini seven hiçbir peygamber olmadı, buyuruyor. Mahbub-ı
          Rabbil  Âlemîn, âlemlerin rabbısı olan  Allah’ın  mahbubu, güzeli, sevgilisi olan
          Peygamberimize, bizi ona ümmet  etmiş. Geçmiş  peygamberler de Allah’tan ona
          ümmet olmayı dilemişler. Kelamı kibarda geçer, buyuruyor ki:
                 Cemî-i enbiya cümle sana hep ümmet oldular

                 Hüviyet babının miftahı sensin ya Resûlallah
          Peygamber Efendimiz miftah; anahtardır.  O çok dehşetli, vahşetli günde herkes “nefsi
          nefsi” diye korktuğu zaman, peygamberler de “nefsi nefsi” diye onlarda da bir havf



          1  Maide 5:3
          2  Tevbe 9:128
   355   356   357   358   359   360   361   362   363   364   365