Page 390 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 390
Teveccüh Sohbetleri 389
Bihamdillah kamu varım sen oldun
Her eşyada talepkârım sen oldun
Öyle olmazsa zaten:
Neye baksam seni anda görürem
Bu manadan medetkârım sen oldun
Evet, onun için efendiler şeyh efendimiz muhakkak ki şeyh efendilerimiz de mademki
burada bu amel işlenecekse, bu ihvanlar buraya toplanmışsa himmet edecekler.
Bu da şudur: Bu ihvanlar içerisinde Allah’ın sıfat nuruna ulaşan inşallah nasip olur.
Allah’ın esma nuruna ulaşan vardır. Yalnız bilmese de bile, görmese de bile onun ruhu
esma nurundan iktidarını alıyor. Esma nuru onun ruhunu ihâta etmiştir. O nur burada
tecellî edecek. Görmese bile, bilmese bile.
Çünkü bunlar kapalı da geçiyor. Esma nurundan insan kapalı da geçebiliyor. Sıfat
nurundan kapalı da geçebiliyor. Bunlar kapalı geçiliyor.
Evet, bunları sıfat nurunu görmese bile eğer onun ruhu sıfat nurundan idare ediliyorsa,
burada tecellî eder. Sıfat nuru nübüvvet nurudur. Nübüvvet nuru onun ruhunu ihâta
etmişse o nübüvvet nuru burada tecellî edecek. Nimetini ondan alır.
Eğer onun ruhu Allah’ın Zât nuruyla ihâta edilmişse, Allah’ın zât nuru burada tecellî
eder. Fakat üçü de Allah’ın nuru, fark etmez.
Yalnız sen bir helva yiyorsun, seviyorsun. O da seviyor helvayı, o da seviyor helvayı.
100 gram helva seni doyuyor. O da bir kilo yiyor, o da doyuyor, farkı işte budur. Bu
nurların büyüklük küçüklük farkı vardır. Yoksa üçü de Allah’ın nuru.
Yalnız bir de var ki esma nuru isimlerden görülüyor. Sıfat nuru cisimlerden görülüyor.
Zât nuru isimsiz, cisimsiz görülür. Evet, bir de bu var.
Bir de var ki adam on kilo helvayı yiyor, hevesi vardır ancak onunla doyuyor. Amaç
helva yemektir. Tamam, 100 gram onu doyurdu, onu da bir kilo doyurdu, ötekini de
10 kilo doyurdu. Tadı, rengi hepsini doyurdu. Bu böyledir efendiler.
İşte çok dikkat edin. Kalbinizi muhafaza edin. Kalbinize gelen neyse borcunuz mu var,
hastanız mı var, alacağınız mı var, vereceğiniz mi var, daha hani bir makam mevki
arzusu mu var? Bunları hep gönlünüzden hep atın. Kalbî cihadınızı yapın.
Cihat yapan kalp kirlenmiyor. Cihat yapan kalp cârî bir nehirdir, kirlenmez. Bir nehir
aktığı zaman bütün insanlar bu nehre ne kadar ev zibili, sokak zibili ne atsalar
kirletemezler. Kir orada durmaz, nehir alıp götürüyor. Ama cihat yapmayan kalp bir
çukura birikmiş bir sudur. O su akmıyorsa atılan orayı pis eder, kirletir. O zaman
demek ki burada biz de kalbimize geleni atalım, tutmayalım. Tutmayalım ki kalbimiz
kirlenmesin, atarsak kirlenmez.
Evet, işte burada sonra çok tevazu ehli olun. Tevazu ehli olmak, gönül alçaklığıdır.
Buradaki cemaatin hepsinden kendinizi aşağı görün.

