Page 387 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 387

386                                                          Gülden Bülbüllere

          —Ey Hocalar bir müşkülüm var, bunu siz halledin, demiş.
          —Nedir efendim? Demişler. Demiş ki:
          —Efendim siz demişsiniz ki rabıta puttur. Bunu lütfen bana izah edin. Nedir, neden
          bu rabıta put oluyor? Demişler ki:
          —Efendim rabıta puttur. Bakın, ben idrak edemiyorum, demiş.

          —Peki, müptedi namazı var, müntehi namazı var. Müptedi irade sahibi, müntehi de
          huzur sahibi. Huzur sahibi demek namazda da namazın haricinde de yerken, içerken,
          alırken, verirken hiç Allah’ı unutmayandır. Müntehi Allah’ı hiç unutmayandır. Yatarken
          de unutmuyor, gezerken de unutmuyor; alırken, verirken, yerken, içerken Allah’ı hiç
          unutmuyor. Huzur sahibi odur. Onun için namazda olmak değişir mi? Değişmez.
          Ama biz namazda bile şuğuldan kurtulamıyoruz. Her şey gönlümüze geliyor. Gelsin
          Allah’a  şükür, namazda  cihat var. Geleni at, tutma; at, tutma. Geleni atacak
          tutmayacak. Bizim  kârımız bu, cihat  yapacağız. Geleni atacağız. Büyük kârımız,
          namazda kârımız budur.
          Mübarek işte buyuruyor ki:
          —Müptedinin namazı ile şuğulsuz namazı kimler kılar, demiş.

          Ulema demiş ki:
          —Şuğulsuz namazı kılan huzur sahipleridir.
          —Ee, müptedi huzur sahibi değil. Namaza durduğu zaman oğlu gelir gönlüne, hanımı
          gelir, işi gelir, malı gelir, alacağı gelir, vereceği gelir; birisine kalbi buğz etmiştir o gelir,
          bir insana kini vardır o gelir. Bunlar gelir, bunlar put olmaz da  Allah için sevmiş
          olduğu bir meşayih mi gelir kalbine put olur, demiş.
          Böyle sertelmiş onlara. Düşünmüş, kalkmışlar hepsi eline, ayağına sarılmış.
          —Efendim bizi affet, biz anlayamadık, demişler.

          Ağlar Baba,  İrşadî Baba  Hazretleri bir hocayı namaza  geçirmiş. Namazda  hoca
          Bayburt’ta gelirken arabanın bir urganı varmış, urganı kaybolmuş. Acep bu yolda mı
          düştü, ondan sonra şehirde mi kaldı, kaza da mı kaldı? Namazda bu gelmiş gönlüne.
          Namazdan sonra demiş:

          —Hocam bize uzun bir ip namazı kıldırdın.
          Şimdi öyle efendim, huzur sahibi Allah’ı hiç unutmayandır. Zaten namazda olmasa da
          Allah’ı unutmuyor. Onun gönlüne  batıl şey gelmez. Öyle  olmayan  bir kimse, huzur
          sahibi olmayan bir kimse kim olursa olsun, onların gönlüne her şey gelir. İşte bir âlimin
          gönlüne namazda bak, İpi ben nerede bıraktım, diye gelmiş. Evet, bu gelirse bunun
          gönlüne bunlar put olmaz da Allah için sevmiş olduğu bir meşayih gönlüne gelirse bu
          mu put olur? Demiş. Olmaz. Allah için sevilen put değildir.
                 Hak ile sevdiğimin var mı vebali
          Buyurmuştur.
   382   383   384   385   386   387   388   389   390   391   392