Page 385 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 385

384                                                          Gülden Bülbüllere

          oturamıyorsa bacağının birinin üzerine oturur da  birini diker.  Yorulduğu zaman
          değiştirebilir, nasıl rahat olursa.

          Fakat teveccühün usulünü yani safları bozmayacak, ileri geri çıkmayacak. Zaten ayak
          uzatamaz. Eğer sakatlar var ise onlar da kenarlara  otursunlar ki ayaklarını
          uzatabilsinler.
          Evet, teveccühün oturma usulünce oturacaklar. Başlarken “Estağfurullaaah” diye bir
          nida olacak. Sesi yüksek olan bir tanesi cihazla “Estağfurullah” diye bir nida eder her
          yerde sesi duyulacak şekilde. Bu “Estağfurullah” nidası duyuldu mu gözler yumulur,
          göz açmak yasak! Gözler yumulur. Sonuna kadar gözlerinizi açmayacaksınız.
          Biz bunu çok teveccühlerde tekrar ediyoruz. Yine bazılarının gözünü açık buluyoruz.
          Bu da  şundan oluyor herhalde: Ya kulağı sağır işitmiyor ya  da başka bir  tarikattan
          gelmiş aldırış etmiyor. Evet, tarikatı olmayan bir defa dersi olmayan bu amele girmesin.
          Bir amel  işleyim, sevap kazanayım derken günah kazanır. Sohbetimiz serbesttir,
          dinledi, artık çıksın, gitsin. Bahçede sokağa çıkmak yasaklığı bugün için var. Sokakta
          yığıntı olmayacak.
          Bunu da aklıma gelmişken söyleyeyim. Teveccüh bitince hemen kumanyasını alan, iki
          taraftan çıkış olacak, kumanyasını alan gidecek.  Sokakta yığıntı olmasın. Ben
          arkadaşımı  gözlüyorum, ben arkadaşımı göreceğim, bu olmasın. Ve sokakta
          kumanyasını da yemesin. Zaten hiç uygun da olmuyor şeriatımıza,  tarikatımıza; ayakta,
          sokakta yemek yemek olmaz. Götürsün bahçesinde yesin.

          Erzincan’ın halkı köyden, şehirden gelenler kalmazlar hemen kumanyasını alır giderler.
          O zaman tekrar ediyoruz sokakta yığıntı olmasın! Burası dar bir sokak, kimseye zarar
          etmeyelim.
          Evet, bugün burada iki bin civarında cemaat var,  belki fazladır. Bu sokakta herkes
          yığılacak olsa ne  olur? Daracık  bir sokak. Onun için bir yığıntı olmasın diye
          kumanyasını alan  gider. Erzincan’ın  şehirden ve köyden onlar giderler, durmazlar.
          Fakat burada görevliler birkaç kişi var, onlar kalırlar.
          Ama dışarıdan gelen misafirler minibüsle, otobüsle  gelmişlerse onlar da izdiham
          oluyor.  Bak, bir otobüs on tane taksinin cemaatini alıyor. Minibüs üç taksinin
          cemaatini alıyor. Onun için bunlar da  otobüsle, minibüsle gelenler onlar da lütfen
          vasıtalarına  binsin, gitsinler. Arkadaşını bekliyorsa orada  beklesinler, göreceklerse
          orada görsünler. Kumanyalarını vasıtada yesinler veya yolda yesinler.
          Fakat taksiyle gelenler varsa bunlar da istedikleri zaman giderler.  İşte bunlar  da
          Erzincan’da akrabası varsa  gider akrabasına. Teveccühten sonra burası bir boşalsın.
          Sokak sakinlesin. Anlaşıldı mı efendim? Evet, bir akrabasına gider, sonradan gelir veya
          ziyarete gider sonradan gelir veya kalırsa biraz 50-100 cemaat onlar da kumanyasını
          yemekhanede yesinler. Yine sokakta, herhangi bir salonda, başka bir yerde yemesinler.
          Yemekhane var, orada yesinler. Bunlara çok dikkat edin, bu bir.
          İkincisi işte dersi olmayanlar gelmişler başımızdan yüksek. Sohbetimiz herkese açık,
          sarhoş da gelsin, dinlesin.  Ama  amelimize gelince yasaklık var.  Dersli olmayanlar
          girmesinler!  Evet, kumanyadan da bırakıyoruz, sokakta görünmesinler.  Bak  etrafta
   380   381   382   383   384   385   386   387   388   389   390