Page 479 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 479

480                                                          Gülden Bülbüllere

          Mahalli olmayan yerde düşünmenizden de bir kâr elde edemezsiniz.
          Yani bir işin bir mahalli var değil mi? O iş görülecek ama başka yerdesin veyahut da o
          işin daha zamanı gelmedi; o işin yapılması için belli bir günü, saati var. Günü gelsin,
          saati gelsin de oraya git, ondan sonra o işini gör. Onu düşünmek o işi bitirmez.

          Onun için bak, bizim tarikatımızda şuğulu batını var. Şuğulu batını ile de insan terakki
          ediyor. Şuğulu batını ile de mürit terakki ediyor.

          Şuğulu batını ne demek? Şuğulu batını demek; istemeyerekten de onun gönlüne gelen
          şuğullar. Ona istemeyerek gelen şuğullar.

          Zaten onun gönlüne istemeyerekten o evvelden yapılan bir şuğul gelmez. Ama daha
          sonra yapılacak bir şey de şuğul ona olmaz. Yapacağı gün ona şuğul olur.

          Yapacağı gündeki iş ona şuğul olur. Hatta kılacağı namaz da ona şuğul olur, yiyeceği
          yemek de ona şuğul olur.

          Yani yemek yemeyi istemez, namaz kılmayı istemez ona ağır gelir. Çünkü hareket ona
          ağır gelir, konuşmak ona ağır gelir, çetin gelir. Niçin?

          Ya kendini Allah’a vermiş, kalbini Allah ile meşgul ediyor ve kalbine daha başka bir şey
          gelmesini istemiyor. Başka bir şey düşünmesini istemiyor, başka bir söz konuşmasını
          istemiyor, başka bir iş görmesini istemiyor.
          Böyle bir adamın mecburi olan Allah’ın emri olan işleri var. Bu da nedir? Bu da herkes
          gibi yeme ve içme, soğuktan sıcaktan korunma; kullanacağı mecburi aletler, bunlar
          olacak ki işini görsün. Bunun etrafında alanı yoksa bunları getireni yoksa bunları
          kendisi alacaksa, kendisi yapacaksa işte o zaman  ona  şuğulu batın olur. Buna
          zikredilmiştir.

                 Görün Sâlih bîhemtâyı gezerken kûh u sahrâyı
                 Gönül buldu dilârâyı bu gavgâyı n'eder yâ Hû

          Bak, işte gönül aradığını buldu.
          Gönlün aradığı nedir? Allah’tır.
          Eğer bir insanın gönlünde Allah sevgisi varsa; o daha başka bir şey düşünmek istemez,
          başka bir şey ile meşgul olmak istemez.
          Ama  mecburdur, her ne kadar istemiyorsun ama senden  şöyle  şeyler talep ediliyor.
          Oğluna bakıyor ki ayağında ayakkabısı yok.  İşte ben  okula gideceğim defterim yok,
          kalemim yok.  İşte  şuğulu batın bunlardır. Bunlardan kurtulamaz.  İsteyerek değil
          istemeyerekten gelen  şeyler ona  şuğulu batın olur.  Zaten  şuğulu istemiyor, istese
          şuğulu batın olmaz.
          Evet, biz  de  şimdi burada  tamamen karanlıkla aydınlığın ortasındayız. Çalışılalım ki
          aydınlığa geçelim.

          Evet,  bir insan ne kadar âlim olursa olsun tarikatı inkâr etmişse  o da karanlıktadır,
          aydınlıkta değil.
   474   475   476   477   478   479   480   481   482   483   484