Page 480 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 480
Teveccüh Sohbetleri 481
Bir de insan ne kadar tarikatı yaşıyorsa yaşasın eğer onda gaflet varsa o daha aydınlığa
geçmemiştir. O aydınlık ile karanlığın ortasındadır.
Aydınlık burada hakikat, karanlık da burada nefistir.
Aydınlık burada hakikat fakat tarikat ise hem aydınlık hem de karanlıktır.
Niçin? Tarikat sadece isimle değildir.
Tarikatı da anlamak lazım, yaşamak lazım.
Tarikatı anlayıp yaşamazsa o sade sözünde kalıyor. Tarikattan onun hiçbir haberi
olmuyor. Niçin? Bak!
Kâbiliyyet bizde olmazsa meşâyih neylesin
İster ise mürşidi olsun Muhammed Hazreti
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed) Yani kabiliyet müridin kabıdır efendiler!
Müridin kalbidir.
Kabiliyet kap manasına geliyor. Kap ise müridin kalbidir.
Bu müridin kalbi nedir ki? Verilen bir muhabbeti mürit muhafaza etmezse ne olur?
Bunu ne ile muhafaza edecek? Bakın tarikatta bir mürit neyle terakki ediyor? Bir
müride kaç şart koşulmuş? Müritliğin tarikatta kaç şartı var? Üç şartı vardır. Neler
bunlar?
Daima vûdû abdestli olması, lokmada ihtiyat, bir de hıfz-ı nispet. Bak, bu şartlar var.
Bunların hepsi nereye dayanıyor? Bunların hepsi şeriata dayanıyor.
Daima vûdû abdestli olması lazım. Abdestsiz bir amel işleniyor mu? İnsan amelinin
zamanı gelince, namaz kılacak diye abdest alıyor. Hayır, bu değil. Daima abdestli
olması, sade namaz için abdest almıyor, her amele hazırlık için alıyor. Her amele
hazırım, işlerim, diye. Öyle değil mi? Abdestli olursa bir yerde Kur’an okunuyorsa
dinleyebilir. Gitti bir cenaze namazı kılınıyor, hemen kılabilir.
Evet, daima vûdû-abdestli olması lazım. Abdest insanın manevi bir silahıdır. Her bir
kötülükten de onu korur, onu gafil de etmez; şeytan, nefis ona musallat olamaz.
Bak, bir de ne buyuruyor. Müritliğin şartları bunlar. Bu şeriat değil mi? Lokmada
ihtiyat. Lokmada ihtiyat ne demek?
Lokmada ihtiyat zaten insan helal kazanır; harcar, yer, yedirir. Başka haram kazanmaz;
harcamaz, yemez yedirmez. Bir de şimdi zamanımızda helal haram karışmış, şüpheye
düşmüş. Bundan da kaçınmak lazım.
Gerçi bundan da kurtulamayız. Niçin? Zâhir bir emir var. Resulullah Efendimiz bir
hadisinde buyuruyor ki: “Ümmetimin üzerine öyle bir zaman gelir ki onlardan ribaya
bulaşmayan kalmayacak, yemeyenin de burnuna kokusu (buharı) ulaşacak.”
7
7 Ebu Davud, Büyû 5, (3331)

