Page 477 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 477

478                                                          Gülden Bülbüllere

          Yani böyle evet, amenna ve saddakna meşayih, Evliyâullah’ın velâyeti var, bir de zâhiri
          var.

          Nebîlerin de nübüvveti var, velâyeti var. Velîlerin de velâyeti var, bir de zâhir cesedi
          var. Ama cesedine Allah denilmez; küfürdür, şirktir. Sonra velâyetini gördünse eğer:

                 Aynı da değil gayrı da değil
          Bunu açıklamış.

                      Aynı da değil gayrı da değil ol buna âgâh.
          Sen onu Allah’tan gayrı görmezsin ama zâhirde de ona Allah diyemezsin, küfürdür.
          Aslında Evliyâullah bir aynadır. Ayna bak, ceset sahibi:

                 Ben Hazret-i Sâmî gibi mir'âtımı buldum
          Mir’at demek ayna demek. Ama nasıl bir ayna?  Halkiyeti gösteren bir  ayna.  Hak
          aynasıdır.
                 Ben Hazret-i Şeyhim gibi mir'âtımı buldum

                 Mir'ât-ı musaffâyı görüp zâtımı buldum
                 Hem sûre-i İhlâs ile isbâtımı buldum
                 Sevdâsı o yârin meni mest eyledi gitti

                 Şol gamzeleri cânıma kasd eyledi gitti
          Onun sevdası beni mest etti. Hani çok güzel eyledi, kendisinden geçti. Mest demek
          insanlar kendinden geçiyorlar. Kendi kendilerinden geçiyorlar.
                 Şol gamzeleri cânıma kasd eyledi…

          Gamze bakışları, canımı okladı, kalbimi okladı.
          Evet, efendiler! Allah razı olsun aşk var, muhabbet var. Biz bu kadar geziyoruz, çok
          kimselerle karşılaşıyoruz. Ancak bu muhabbet Nakşibendî’nin Hâlidî kolunda var,
          öbürlerinde yok. Bugün bak, Mahmut Efendi var. Allah ömrünü uzun etsin. Onlar da
          tabii ki  şeriatta çok titizler. Onlar kıyafetlerinde, yaşantılarında, ilimlerinde,
          okumalarında çok titizler, çok üzerinde duruyorlar. Fakat onlarda aşk yok, muhabbet
          yok; onlarda muhabbet görünmüyor.
          Ama bizdeki muhabbet onlarda olsa hepsi velî olurlardı. Onlardaki de zâhir şeriatın
          yaşantısı bizimkilerde olsa hepsi velî olurlardı. Bunu bilin.
          Evet, çünkü zâhir var,  bâtın var. Onların zâhir yönleri çok  muhafazalı ama  bâtın
          yönleri zayıf. Bizim de bâtın yönden muhafazalı, zâhir yönden zayıf.
          Onun için bak, bu ceset ruhun bir kalıbıdır. Bu cesedi pislikten kurtaran, affedersiniz,
          zaten eğer bir insan namazı, abdesti yoksa cesedi onun pistir; temiz değildir. Bir cesede
          siyah bir şey bulaşsa siyah olur. Mesela camı da bir maddeden yapıyorlar, değil mi?
          Hatta cam fabrikasında çalışanlar söylerdi. Cam işlenmeden sanki bir taş gibi atıyorlar,
   472   473   474   475   476   477   478   479   480   481   482