Page 476 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 476
Teveccüh Sohbetleri 477
Efendimiz’e olan aşkı babasına oluyor. Daha Resulullah Efendimiz’e gitmeye mecali
yok, babasına gitmek istiyor, dönmek istiyor, duramıyor. Atına eğer vurmaya mecali
kalmıyor, çıplak atı sürüyor, diyor ki:
—Siz gidin ben daha gelemiyorum, ben babama gidiyorum.
Babasının da bir makamı var. Nerede? Tekkesinde oturduğu bir yer var. Bakıyor ki
orada iki makam var. Birisi babasının makamı onu biliyor. Biri de Resulullah
Efendimiz’in makamı. İkisi de bir yerde. Birisi Resulullah Efendimiz makamında birisi
de babası; fakat babası da Resulullah Efendimiz’e benziyor. Hangisi babası, hangisi
Resulullah Efendimiz olduğunu bilemiyor. Yalnız bu makamın babasının makamı
olduğunu biliyor. Oturuyorlar ama hangisi Resulullah Efendimiz, hangisi babası
olduğunu bilemiyor. Orada seyrederken bakıyor ki babası makamında yok oldu.
Resulullah Efendimiz’in makamında var oldu, orada görünüyor. Babası makamıyla yok
oldu, Resulullah Efendimiz’in makamında var oldu.
Evet, işte bize mübarek şeyh efendimiz de öyle buyurdu: “Âh Hazreti Pîr de
niyetlenmişti ama gidemedi ne hikmetse.” Yani sen de gidemeyeceksin dedi. Ama biz
bunu başka yorum yaptık, yorumumuz başkaydı.
Dedik ki acaba bizim dedemiz “mürşid-i sakaleyn”miş. Her asırda bir tane olurmuş.
Ona nasip olmamış acaba bize de reva görülmüyor mu?
Dedemiz Muhammed Beşir mürşid-i sakaleynmiş. Çok şahitli, ispatlı, delillidir ki
cinlerin de meşayihi. Çünkü arz üzerinde mürşid-i sakaleyn bir tane oluyor. Niçin?
Cinler için ırak yakın yoktur.
Ama insanlar için bir meşayih kâfi olur mu? Dört bir yandaki müslümanlar bir
meşayihe gelebilirler mi? Gelemez ama her bölgede bir meşayih vardır ve hatta her
bölgede bir, iki, üç de olabilir. Ama mürşid-i sakaleyn arz üzerinde bir tane olur.
Çünkü bu cinler zaten Müslümanlardır. Tasavvuf sahibi olan daha azdır. Cinlerin de
hepsi Müslüman olsa da tasavvuf sahibi olmazlar. Yani hep tarikata girmiş olmazlar.
Onlara az olsun çok olsun şark, garp, cenup, şimal onlar için birdir. Onlar şimşek gibi
gittikleri yere akıyorlar. Onlara bir tane mürşid-i sakaleyn yeter. Bak, Resulullah
Efendimiz de mürşid-i sakaleynmiş, ins’in cinnin peygamberi.
Evet, işte acaba bizim dedemiz, Hazreti Pîr mürşid-i sakaleyn de Hacca gidememiş,
ona nasip olmamış da bizim de gitmemiz reva görülmüyor mu?’ Bu aklımıza geldi.
Veyahut da bizim babamız vaktinde Pîri Sami Hazretleri’nin medresesinde çok
okumuş, o da büyük bir âlim. Ona da nasip olmadı da acaba bize reva görülmüyor
mu?’ Bu da geldi hatırımıza.
Meğerse hac yolları kapanacakmış. Kapanması şöyle: Bu ne zaman oldu? 77’de. Her
bir muamelemiz bitti, herkes müsaade bulamıyorlar. Bu sefer onu yasaklamışlar. Yani
çetinlik çıkarıyorlar, talep fazlalığı vardı. Mümtaz Bey isminde biri bize müsaadeyi
temin etti. Dokuz kişi gidiyoruz. Muamele, her şey bitti, yola çıkacağız birden
karayolunu kapattılar, karayolu yasak dediler, uçak ile gidenler serbest. Uçağa da
zamanımız yoktu biz çeviremedik. Bir ben çevirirdim ama öbür arkadaşlarım
çeviremiyor. Uçak ile karayolu arasından 4 bin lira fark vardı. Evet, 7 bin lira ile
karadan gidiliyordu, 11 bin lira ile uçakla gidiliyordu. Öyle kapandı, gidemedik.

