Page 56 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 56

52                                                           Gülden Bülbüllere

          —Evet, babamdan kalan  bana  bir evlad-ı resulden olduğuma dair  şecere vardı.
          Tarikata girince baktım ki o bana varlık oluyor. O şecereyi götürdüm varlık olmasın
          diye bir duvarın deliğine soktum, çamurla kapattım, kaybettim.
          Bizim tarikatın büyükleri şöhretten varlıktan kaçınmışlar.
          Buyurmuş ki:

          —Bizim evlad-ı resulden olduğumuzu nereden bildiniz?
          O da diyor ki:
          —Ben  şimdi bu murakabemde, zikirden sonra beyhutluk âleminde Risaletpenah
          Efendimiz’le görüştüm. O bana dedi ki, “Saadeddin bizim evladımızdır ve iki taneyi de
          bize ulaştırmıştır, halife çıkarmıştır.”

          Ama bu otuz iki taneyi, şeyh hazretlerinin kulakları ağır işitiyormuş, iki anlamış.
          —Lâ, hayır, diyor. Onu hazret fazla söyleyecekti, niye iki olsun fazla söyleyecekti.
          O zaman müridi ne diyor?

          —Efendim, bizim  şeyh efendinin  kulakları ağır işitir,  ben de duydum. Risaletpenah
          Efendimiz otuz iki dedi de efendim bunu iki anladı.

          —Saddakna, sen doğru söylüyorsun, diyor.
          Şimdi, burada Saadeddin  Kaşgari Hazretleri’nin otuz iki  halifesinin en üstünü, en
          ileride olanı, ilmiyle, her yönüyle hizmetinde olanın bundan bir haberi yok. Gönlüne
          geliyor ki,
          —Acaba bizim şeyh efendimizin otuz iki tane yetiştirdiklerinde ben de var mıyım, diye
          düşünmüş.
          Zaten öyle, bu tarikatta bütün kârı, kemali her talip rabıtasına atfeder. Görmüş olduğu
          bir şeyleri, ulaşmış olduğu bir şeyleri, kârı, kemali hepsini rabıtasına verir.
          Çünkü bu yol mahviyet yoludur, varlık yolu değil.
          Bizim tarikatımızda; ben  şöyle yaptım, ben  şöyle geldim, ben böyle yaptım, demek
          yasaktır. Ya ne denir? Rabıtasına atfedebilir. Çünkü niçin?
                 Medhe lâyık pîrimiz var zemme lâyık nefsimiz
          Rabıta methedilebilir, büyütülebilir, onun her kemali söylenebilir. Ama ben şöyleydim,
          ben böyleydim demek yasaktır, olmaz.
          Nakşibendî Efendi niçin buyurmuş ki:

          —Eğer arz üzerinde Havece Abdulhâlik manevi evlatlarından, yetiştirdiklerinden bir
          tane bulunsaydı, Mansur’u dar’da astırmazdı, oradan geçirirlerdi.
          Halbuki kendisi Abdulhalik Gücdüvani  Hazretleri’nin manevi evladıdır. Abdulhalik
          Gücdüvani Hazretleri onun manevi şeyhidir. Onu zâhirde görmemiş, aralarından iki
          buçuk asır zaman geçmiş.  Ama Abdulhalik  Gücdüvani Hazretleri’nin ruhu
          Nakşibendî Efendimiz’in ruhunu yetiştirmiştir. Dikkat edin;
   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61