Page 91 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 91
Teveccüh Sohbetleri 87
Müslümanın hayrı da vardır, şerri de vardır deyince; hayır da gelir gönlüne, şer de gelir.
Ancak şerri işlerse vardır, şerri işlemezse yoktur, hayrı işlerse vardır, işlemezse yoktur.
Ama evvela bunlar insanların gönlüne gelir. İşte bunlar gönlüne gelince burada ölçü,
terazi; kitap, sünnettir. Bir insan gönlüne geleni kitaba sünnete tatbik eder. Eğer
konuşulacaksa, kitaba sünnete uygunsa konuşur. İşleyeceği bir şeyi kitaba sünnete
uygunsa onu işler uygun değilse işlemez.
Evet, büyüklerimiz halinizi düşünmeyin, fiilinizi, amelinizi düşünün, diyor.
Fiiliyat bizim icraatımızdır, yaşantımızdır; almamız, vermemiz, yememiz, içmemiz,
konuşmamız, işte bunlardır.
Amelimizde ibadetlerimizdir. Emredilen amel bizim ibadetlerimizdir. Şeriattaki olan
amellerimiz; namazımız, orucumuz, emredilen amellerimiz. Tarikatta olan
hizmetlerimiz de amellerimizdir. İrademize bağlanmıştır, irademize verilmiştir.
Fiiliyatta elimizde, irademizde.
Fakat hal irademizin dışında bu nasıl oluyor?
İşte senin gönlüne istemeyerekten gelen bir şey varsa, hayır olmadığını da biliyorsun
ama geliyor. İstemeyerekten geliyor. Bunu çalışıp sa’y edip fiiliyata getirmemek lazım.
Bu da müritte ikidir: kabız hali, basıt hali. Kabız halinde bulunanlara çok şerler gelir.
Kabız halinde hep kötü niyetler, buğuz, haset, kibir, kimseyi sevmemek, istememek
bunlar gelirmiş.
Ama basıt halinde çok merhametli, çok hürmetli, gözü yaşlı olur, kalbi yumuşak olur,
iyi niyetli olur; kalbine hiç kötü şeyler gelmez. İnsanlara karşı da kim olursa olsun böyle
çok tevazulu, hürmetli olur; insanları sever, insanları kıskanmaz, insanlara buğuz
etmez.
Kabız halinde biri senin karşında ne söylese o sana kötü gelir, iyiliğine söylese ondan
nefsin kötü anlıyor. Ondan bile gıcık alıyorsun, kabız halinde oluyor bunlar. Ama basıt
halinde adam sana ne kadar itâle de etse ona yine gadaplanmıyorsun, hırslanmıyorsun.
Ona karşı gelmiyorsun, ona yine hürmetini, tevazunu gösteriyorsun.
Zaten bu da böyle olacak tevazu bizim tarikatımızın amelidir. Şeriatta da böyle, şeriat
Cenabı Hakkın emri değil mi? Cenabı Hak ne buyuruyor? Buyuruyor ki:”Her kim ki
Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz; her kim ki tekebbür sahibi olursa biz onu hakir
ederiz” 4 buyuruyor. Tevazu, alçalmak.
Ne demek tevazu ehli olmak?
Zaten, tevazu fetheder fettah babını, diye büyüklerimizin emri, kelamları vardır. Fettah
babı yani fetih eden de ne demek? Açılmayan kapanmış kapıları, açılmayan kapıları
tevazu açar. Düğümlenmiş çözülmeyen düğümleri tevazu çözer.
Tarikatımızın en büyük ameli tevazudur.
Tarikatımızın en büyük kerameti de takva, havf’tir.
4 Hikmet Goncaları Trc. (500 Hadis Şerif) 397

