Page 92 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 92

88                                                           Gülden Bülbüllere

          Tarikatımızın en büyük kemâlâtı da mahviyettir, yokluktur.
          Çünkü mahviyete düşmeyen kemâle ulaşamıyor, kemal sahibi olamıyor. Niçin?
          Kemal sahibi demek; Allahın sıfatları ile sıfatlanmaktır.

          Bu ancak kişi varlığını yitirdikten sonra olur. Kişi varlığını yitirmezse Allah’ın sıfatları
          ile sıfatlanamaz. Onun için kelamda buyuruyor ki:

                 Âşık imdi varlığın ver yokluğa
                 Yokluk içinde sana varlık doğa
          Diyor ki eğer sen Allah’ı seviyorsan,  o kadar sev, o  sevgiyi çoğalt ki o sevgi seni
          tamamen yok etsin, her varlığını ortadan kaldırsın. Her varlığın senin ortadan kalkınca
          sende bir varlık tecellî eder.

          Niçin bak! Cenabı Hak zerreden kübrayı ihâta etmiştir. Cenabı Hak katreden deryayı
          ihâta etmiştir. Evet, nasıl ki “Âmentü billahi” ben Allah’a inandım. Allah’a biz nasıl
          inanacağız? İnanmak nasılmış? Bize ulema nasıl tavsiye ediyorlar?
          Allah’a inanmak: Allah vardır, amenna birdir. Amenna şeriki, neziri yoktur. Noksan
          sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıftır. Mekândan da münezzeh, mekânlara
          sığmaz, her yerde hazır ve nazır, her yerdedir.
          Öyleyse demek ki,  Cenabı Hak zerreden kübrayı; katreden deryayı ilmi ile ihâta
          etmiştir. Yani en küçük bir cisimde dahi Allah’ın nuru mevcuttur. En büyüğünde de
          mevcuttur, vardır. Öyleyse burada bizim varlığımız onu göstermiyor. Eğer varlığımız
          yok olursa, o nuru her zerrede de göreceğiz; kübrada da göreceğiz. Büyüğünde de
          küçüğünde de göreceğiz. Bak! Ne buyurmuş?

                 Bihamdillah kamu varım sen oldun
                 Her eşyâda taleb-kârım sen oldun
                 Neye baksam seni anda görürem

                 Bu manâdan meded-kârım sen oldun
          Demek ki, bir insan bütün eşyayı mirat edecek olursa Allah’ı görür.
          Allahın varlığına mahviyetle ulaştıktan sonra (yokluğundan varlığından geçer) onda bir
          varlık tecellî  eder, o varlık hali  tecellî ettikten sonra  da bütün  eşya o varlıkta yok
          oluyor.

          Allahın varlığında, Allahın zâtında bütün eşyanın yokluğu müşahede ediliyor.  Bütün
          eşya Allahın zâtına  mirat olup, bütün  eşyada da Allah’ın zâtı müşahede ediliyor.
          Hakikate ulaşanlar için bu böyledir. İşte onun için Niyazı Mısrî Hazretleri buyurmuş ki:
                 İşit Niyazi’nin sözün
                 Bir nesne örtmez hak yüzün

                 Haktan ayan bir nesne yok
                 Gözsüzlere pinhan imiş
   87   88   89   90   91   92   93   94   95   96   97