Page 105 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 105

Teveccüh Sohbetleri                                                    101

          ortada olduğumuza göre, yakınlığa doğru gidelim, uzaklığa doğru gitmeyelim. Bu da
          işte neyle? Zikirle. Bu da neyle? Amelle.

          Amel, zikir denilince, namaz da bir zikirdir. Kur’an okumak da bir zikirdir, ibadettir.
          Allah’ı nasıl anarsan an, Allah’a nasıl ibadet edersen et, hepsi zikirdir.

          Ama bu zikirlerin en efdali hangisidir? En efdali kalbi Allah ile meşgul etmektir. Allah’ı
          kalpten hiç unutmamaktır. Bu nimete malik olmuş bir insan,  kalbi Allah’ı hiç
          unutmuyor, zikrin en hülâsasını elde etmiştir.

          Ama amel olarak yine beş vakit namazı vardır, onu kılacak. Aslında böyle bir kimseye,
          böyle bir  ayıklığı elde eden bir kimseye namaz da  bir meşgaledir. Ama yine  emir
          olduğu için işleyecek.  Bak, cisim ile  şeriatta olunacak. Bir insan ne kadar  tarikatta
          terakki ederse etsin, ne kadar onda  haller makamlar  tecellî ederse etsin,  şeriattan
          ayrılmayacak. Tarikatı tadan bir insan, tarikatta makam mevki sahibi, yani tarikatta
          onda tecellî eden haller ile  şeriatı ona  hafif getiriyor, zâhir  emri hafif geliyor. Hafif
          geldiği için bak, müritte öyle bir hal tecellî edermiş ki huzur sahibinde (O huzur sahibi
          kim? İşte zikrin hülasası olan kalbinden Allah’ı hiç unutmuyor. Daima kalbini Allah ile
          meşgul ediyor) olan bir kimseye namaz meşgale olurmuş. Namaz  kılmak ona çok
          zahmet olurmuş. Ama ne kadar zahmet olursa olsun onu işleyecek. Bunu yapacak.
          Niçin?

          Cismi ile şeriatta; aklı ruhu ile tarikatta, hakikatte; sırrı ile ilâvuslatta, olacakmış, talip
          buymuş.

          Evet, işte günden güne bizde olan bu gafleti azaltmaya bakalım. Bunda sa’y var, sa’y
          yok değil. “Et tevfiki meassay.”, “Leyse lil insani illa mâ seâ” 19  emri fermanı var. Sa’y
          eden Allah’ın fazlı tevfikine ulaşır. Allah’ın fazlı tevfiki sa’y edenle beraberdir. İhmallik,
          tembellik bizim için iyi değildir.  İhmallik, tembellik bizim için felakettir, battallıktır,
          büyük zarardır.

          Bak! Cenabı Hak  “İnsanlar zarardadır.” 20  buyuruyor.  Hangi insanlar bunlar?  Biz
          anlamayalım ki sade tembellik ediyor. Hani bir iş sahibi değil çalışmıyor, yatıyor. Evet
          bunlar maddi zarardadır. Maddi zarar ne olacak ki zaten maddi zarar, zarar sayılmıyor.
          Zarar, manevi zarardır. Bu manevi zarardaki kimdir? Amel işlemeyenler. Yani bu amel
          tembelliğidir. Bizim için  battallık, tembellik  amel tembelliğidir.  Bizim için zarar
          amelsizliktir, amel işlememektir.

          Ama Peygamber Efendimiz bir de buyuruyor ki: “İnsanlar uykudadır, ölünce
          dirilirler.” 21 . Yani insanlar  zarardadırlar, o  zararı göremezler.  İnsan zaten  maddi
          zarardan kaçıyor. Maddi zarara geçmek istemiyor. Ama manevi zararı bilerek işliyor.
          Bilerek işlediği için insanlar zarardadır. Bu manevi zarardır. Bu amelsizliktir, efendiler!
          Ama bunları insanlar göremez. “İnsanlar uykudadır, ölünce dirilirler.” Bir insan
          öldüğünde, manevi zararını, kârını  o zaman  görecektir. Bütün günahları da  çıkar
          karşısına; bütün sevapları da çıkar karşısına. Ameli de çıkar karşısına.


          19  Necm 53:39
          20  Asr 103:2
          21  İhya-yı Ulumiddin C.8  S.260
   100   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110