Page 100 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 100

96                                                           Gülden Bülbüllere

          mücadeleye tutulacaksın. Cihatla terakki ediliyor. Cihatla sen anasırı zıddiyetini
          değişiyorsun. Cihatla sen nefsini yeniyorsun. Nefsin sıfatlarından cihatla
          kurtuluyorsun. Cihatsız olmaz. Çünkü cihat farzdır, Allah’ın emridir.
          Evet, bilhassa senin anasırı zıddiyetin var. Cihatla bu anasırı zıddiyet değişecek.
          Anasırı zıddiyetimiz ne bizim? Vücudumuzda olan su, toprak, hava, ateş.

          Bu dört madde var bizim vücudumuzda. Bu dört madde yaşatıyor bizim vücudumuzu.
          Dört madde ile gelmiş, dört madde ile yaşıyor. Bizler için bunların muhalif tarafı var,
          mutabık tarafı var. Bizler için çok zararlı tarafları var, çok da yararlı tarafları var.
          Eğer insanlar anasırı zıddiyetini değişiyorsa, işte o insan kâmil insan oluyor, o insan
          çok güzel  oluyor, o insan çok  makbul, kıymetli oluyor. Ama  anasırı zıddiyetini
          değişemiyorsa, o insan çok çirkin, çok bedbaht, çok affedersiniz işte hayvandan daha
          çirkindir, hayvandan daha da aşağıdır. Çünkü bu  nedir? Misal değil hakikat. Kelamı
          kibarda bunlar konuşuluyor, bak, niçin divanda buyuruyor ki:

                 Kakıyıp döğerse artır hubbunu
                 Sevdiği deriyi çok çiğner debbâğ
                 Türlü türlü renklere boyar anı

                 Taşlara çalar ta olunca dibâğ
          Ama bu nedir? Meşayihin bir müride görmüş olduğu hizmet, ona vermiş olduğu emek,
          ona yapmış olduğu işlemdir. Bir dabakçının deriye yapmış olduğu işlem gibi işlem
          yapıyor.
          Bir dabakçının deriye işlemi sade temiz hayvanların değil pis hayvanların derileri de
          var. Ayı, kurt, tilki bilmem ne çeşitli hayvanlar. Bunları da dibağât kabul ediyor. Bunlar
          da temiz oluyorlar.

          Bunlar dibağ görmezden evvel, bunlarda bak, ne var? Sertlik var, çok sert. Bunlarda ne
          var? Çirkinlik var. Bunlarda ne var? Bunlarda bir de pis koku var.
          Ne oluyor dibağ görünce? Sertliği gidiyor, çok yumuşuyor. Çirkinliği gidiyor, çok güzel
          oluyor. Ondan sonra o pis kokusu da gidiyor, güzel bir koku meydana geliyor.
          İşte aynen bir müritte evliyallahın çarkından, ökçesinden geçmedikten sonra o pis deri
          gibidir. O sertlik gitmez, ondaki o çirkinlik gitmez. Ondaki o rayiha da gitmez.
          Bak, mürşidi olmayanlarda, tarikatı olmayanlarda öyle pis bir rayiha varmış ki ancak
          bunu tarikat nispetini tadan, tarikatı alan, tarikatı bilen, tarikatı yaşayan bunun farkına
          yetermiş, bilirmiş.

          Mübarek Şeyh Efendimiz Paşam Hazretleri buyurdu ki:
          —İleride (önceden), cumhuriyetten evvel,  bir evliyaullah, bir  memlekette olduğu
          zaman, o memlekete  girildiği zaman, daha  onun makamına gitmeden,  onun nispet
          kokusunu alırmışlar. Onda bir nispet kokusu var. Bir güzel koku var, onu alırlarmış.
   95   96   97   98   99   100   101   102   103   104   105