Page 103 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 103

Teveccüh Sohbetleri                                                     99

          Eğer biz Müslüman olduğumuzun şükrünü eda etmezsek, hiçbir nimetin şükrünü eda
          etmiş olamayız. Hiçbir nimetin hakkını vermiş olamayız. Bütün  bu nimetler  aslında
          bizim için hem şikâyetçidir, hem de şefaatçidir.
          Bu yediğimiz nimetler, giymiş olduğumuz elbiseler, kullanmış olduğumuz eşyalar, hepsi
          bizim için nimettir. Ama bunlar  bizim için hem  şikâyetçidir, hem  şefaatçidir. Biz
          Allah’a karşı olan kulluğumuzu yaparsak onlar bize hep  şefaatçi olacaklardır. Biz
          Allah’a karşı olan kulluğumuzu yapmazsak onlar bizden şikâyetçi olacaklar.
          Allah’a  şükür, işte demek ki  şükür nimetimizi artırır.  Maddi nimetleri de helalinden
          kazanalım. Allah’ın verdiğini bilelim, ona da  şükredelim. Müslüman olmamıza da
          şükredelim. Amelimize imanımıza da şükredelim. Bunların hepsine şükür lazım. Şükür
          nimeti artırır.
          Müslüman olduğumuz için şükredersek, Allah imanımızı kuvvetleştirir.
          Amelimiz için şükredersek, Allah bize amele daha çok azim gayret verir, amelimiz daha
          çok sağlam olur.
          İman kuvvetli olunca amel de sağlam olur. İmanın sağlamlığı amel ile. Öyle değil mi?
          İmanın kuvveti amelledir. Amelin sağlamlığı da imanladır. Değil mi?
          Evet,  o zaman bir de bu zamanda Allah bize tarikatı nasip etmiş. Tarikatlı olmamıza
          şükür etmemiz lazım ki bu tarikatın nimetleri de bizim için çoğalsın, büyüsün.
          Tarikatın nimetinin sonu, nihayeti yoktur. Ne kadar  şükredebilirsek Allah o kadar
          artırır.
          Demek ki maddi, manevi her nimetimizi artıran şükürdür.
          Fikir de; bizi tariki müstakimden (Allah’a giden bir yol var) bizi ayırmayan ne olur?
          Fikir.
          Eğer her sözümüzü, her işimizi düşünerekten ve inancımıza göre, kitaba, sünnete
          tatbik edersek  aldanmayız. Yanlış  bir söz söylemeyiz. Yanlış bir  iş işlemeyiz.
          Yolumuzdan da kaymayız, sapmayız. Evet, insanları bu hak yolundan ayıran ne oluyor?
          Kendi isyanı, kendi kusuru. İnsanları hak yolundan kendi sözleri, kendi işleri ayırıyor.

          Eğer bir insan sözünü, özünü ve işini bütün şeriata, tarikata tatbik ederse ve bunlar
          kitaba, sünnete uygun olursa niye kaysın.

          Zaten tariki müstakim, Allah’a giden yol, kitap sünnet yoludur. Peygamber Efendimiz
          öyle buyurmamış mı? “Ben ümmetime iki şey bıraktım. Kitap ile sünnetimi bıraktım.” 15
          “Her kim ki  kitap ile sünnetime sarılırsa onlar kurtulurlar; her kim ki kitaptan ve
          sünnetimden ayrılırsa onlar helak olurlar.” 16

          Peygamber  Efendimiz bir gün  ashabının huzurunda iki daire çizmiş.  İki daireyi  bir
          hatla bağlamış. O iki daireyi bağlanmış olduğu hatta  ufak ufak sağa ve sola  çizgiler
          çizmiş. Buyurmuş ki: “Bu dairenin biri bizim nübüvvetimiz. Bu dairenin biri de Allahın
          azametidir.  Bizim dairemize gelip gireceksiniz ki bu yolu bulasınız”. Bu daireye


          15  Muvatta Kader 3, Suyuti Camius Sağir, hadis no: 3282
          16  Müsned, 2, 158
   98   99   100   101   102   103   104   105   106   107   108