Page 102 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 102

98                                                           Gülden Bülbüllere

          Peki, şimdi bu teveccühümüzde çok büyük ihsanlar  olurmuş. Dedik ki teveccüh  de
          büyük amel, hakikaten  büyük amel. Büyüklerimizin büyük  amelidir. Sünnettir,
          Peygamber  Efendimiz de işlemiştir, ashabına teveccüh  yapmıştır. Eşrefoğlu’nun
          Müzekkini Nufüs isimli kitabında bu yazar. Peygamber Efendimiz ashabına teveccüh
          yapmış.  Bir teveccühte mübarek başını sallamış, cezbe  almış. Başından sarığının
          emamesi düşmüş. Oradaki ashab emameyi kapışmışlar. Böyle herkes  paylaşmış,
          herkese tırnağım üzeri kadar parça düşmüş. Onu ömürleri boyunca teberrüken
          saklamışlar, bunu böyle yazar.
          Teveccüh demek yönelmektir. Allah’a  yönelmek değil mi? Biz de öyleyse Allah’a
          yöneleceksek  Peygamber  Efendimiz hadisi kutside ne  buyuruyor? “Kulum bana  bir
          karış  gelirse, ben ona  bir adım giderim. Kulum bana yürüyerek  gelirse, ben  ona
          koşarak giderim” 13 . Hâşâ, Cenabı Hak gelmekten gitmekten münezzehtir.
          Ama  bu nedir?  Yani bizim  ona yönelmemiz, bizim ona  bir  karış gitmemiz, bu da
          Allah’ın fazlı, keremidir. Allah’ın bir ihsandır. O nimetin kıymeti bilinirse, şükrü eda
          edilmiş olur. Allah’a şükür nimeti artırıyor. Bizim için şükür nimeti artırıyor. Cenabı
          Hak, “Kulum için sayısız  nimet halk ettim ama kulu da zâtım için halk ettim.” 14
          buyuruyor.
          Bu da ayrı bir şey ki bizim için maddi, manevi, zâhirde, bâtında, görünen, görünmeyen,
          bilinen, bilinmeyen çok nimetler  var.  Fakat bu nimetlerin  hepsinden faydalanıp
          yararlanıp da bir büyük nimeti elde etmek gerekir. O büyük nimet de Cenabı Hakkın
          “Kulumu ben zâtım için halk ettim.” buyurmasıdır. Bu da şudur: Kelamı kibarda,
                 Dünyaya geldim gitmeye

                 İlim ile hilme yetmeye
                 Aşk ile can seyretmeye
          Demek ki burada “aşk ile can seyretmek” ile “Ben kulu zâtım için halk ettim.” zuhur
          ediyor. Allah’ın zâtını kazanan insanlar, büyük nimeti bilmiş oluyorlar, bulmuş
          oluyorlar.

          O da nedir? Ru’yetullah. Allah’ın cemalini görmek haktır. Razı olduğu kullara cemalini
          gösterecek. Ru’yetullah haktır. Ru’yetullah’ı inkâr eden bir Mutezile mezhebi vardı ki, o
          da batıl oldu.
          Evet,  şimdi burada  şükür nimetimizi  artırır. Allah nimet  olarak  ne  vermiş bize?
          Yiyecek vermiş onun şükrünü eda etmek lazım. Onun kıymetini bilmek lazım. Giyecek
          vermiş onun şükrünü eda etmek lazım. Kıymetini bileceğiz ki eda etmiş olalım.
          En fazla bizim için şükür nedir? Allah bizi Müslüman halk etmiş. Eğer bu Müslüman
          olduğumuzun şükrünü eda edersek, bütün nimetlerin şükürleri haliyle kendi kendine
          olur, yerini bulur.






          13  Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, Tırmizi, Da’avat, 142
          14  Fususül Hikem  Trc. S.238
   97   98   99   100   101   102   103   104   105   106   107