Page 168 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 168

164                                                          Gülden Bülbüllere

          Onun için “ Feveylün lil gasiyeti gulubühüm min zikrillah.” çok kimseler zikrederler,
          zikir onların kalplerine kasavet getirir, gaflet getirir, kalplerini karartır, kalplerini
          sertleştirir, buyrulmuştur.
          Bakın kim bunlar? İşte nasıl ki hocası bu zikrin ehli vardır. Ehlini bulacaksın, diyor,
          işte o zaman bunun ehli kimdir? Diye dert ediyor, merak ediyor. İşte Yunus Emre’nin
          buyurduğu:

                 Niceleri gittiler mürşid arayı
                 Arayanlar buldu derde devayı
          Ama bir kelam daha var: “Arayan Mevlâsını da bulur, belasını da bulur.”
          Onun için burada “Arayan Mevlâsını da bulur”. O da bunu dert etmiş. Cenabı Hak da
          dert edince ihsan etmiş. Hızır Aleyhisselam’la bunu buluşturmuş.
          Hızır Aleyhisselam ile ilk buluşuşunda;

          —Otur oğlum, demiş.
          Ona bir  sohbet etmiş. Bu sohbetten o kadar tat,  zevk duymuş ki, yıllar boyunca
          medresede okumuş olduğu ilimden alamadığı bir zevki orada almış, alamadığı bilgiyi
          oradan almış.
          Ertesi gün gelmiş, yine buna sohbet etmiş, bunu yetiştirmiş. Her gün bir defa gelip
          bunu evinde, çarşıda nerde olursa olsun gelip buluyor. Hızır Aleyhisselam gelip onu
          buluyor. Çekiyor bir kenara: “Gel bakayım, otur.” diyor, ona sohbet ediyor. Kitap
          açmıyor, kitaptan bir şey konuşmuyor. İşte kalbi zikri o veriyor.
          Onu öyle yetiştiriyor ki, ledünni ilmini, kalp  ilmini  okuduktan sonra, çok büyük
          makamlar, çok büyük rütbeler  ona veriliyor.  Tayyi  mekân, gaybi rical makamına
          ulaşıyor ki bunlar  büyük makamlardır.  İşte bak! Kutbul evliya, “ve ila ruhu kutbul
          evliya ve burhanı asfiya…” elkabı okunuyor. Kutup demek, baş demek, yani bütün
          evliyaların başı, kutbul evliya, ulemanın başıdır.
          İşte bizim bu teveccühümüz onun  ameli, hatmemiz  onun  ameli,  zikrimizde onun
          yenilemesi var. Hızır Aleyhisselam’dan almış olduğu zikir; nasıl ki Peygamber
          Efendimiz, Sıddıki  Ekber Efendimiz’e Sevr  dağında, mağarada vermiş olduğu zikir,
          hafî zikir tekrar orada bir  tazeleniyor, yenileniyor. Bir daha Abdulhalik Gücdevani
          Hazretleri’nde tazeleniyor. Ondan sonra Nakşibendî Efendimiz’le ikinci bir yenileme
          oluyor. Ondan sonra bu böyle,  bizim hafî zikrimiz böyle devam ediyor. Bu
          zamanımıza kadar da gelmiştir.
          İşte bizim zikrimiz hafî’dir. Cenabı Hak “Beni gönlünüzden, kalbinizden zikredin.”
          buyuruyor. Bunun  hakkında çok ayetler, hadisler var. Evet, işte bizim amelimiz bu
          teveccüh,  hatme, sohbet  bunlar, büyük zât Abdulhalik Gücdevani Hazretleri’nin
          amelidir. Abdulhalik Gücdevani Hazretleri de üveysi, maneviyattan yetişmiş, ledünni
          ilmini Hızır Aleyhisselam’dan okumuştur.
          O üveysi ama bizim tarikatımızda üveysiler azdır. Peygamber Efendimiz’den alıp da ki
          bizim zamanımıza kadar,  şeyh Efendimiz’e kadar  ne kadar meşayih, Evliyâullah
          sayılmış olsa bunların içerisinde yedi veya sekiz tane üveysi vardır.
   163   164   165   166   167   168   169   170   171   172   173