Page 171 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 171
Teveccüh Sohbetleri 167
Bu kelamlar buyrulmuşsa eğer, o zaman burada ne lazım?
Evvela derdi kazanmak lazım.
Dert ise bak, bu kelamda rumuzludur. Bunun rumuzunu nasıl açacağız? Yani insan hiç
kimse dert ister mi? Hep dertten kaçarlar, ama derdi ara diyor. Derdin aranması lazım.
Ama dertli insan dertten kaçar. Bu manevi dert aranacak.
Bu Allah’ın ihsanı, aramayla da bulamazlar. Ama Cenabı Hak sana manevi bir dert
ihsan ediyorsa, eğer sen kendi eksikliğini, kendi kusurunu biliyorsan, kendi günahını
biliyorsan ve kulluk görevimi nasıl yapacağım? Rabbimin rızasını nasıl kazanacağım?
Rabbimin benim için halk ettiği en büyük nimeti, ben nerede bulacağım? Diye böyle
bir derdi olursa, onun tabibi vardır. O derdin lokmanı vardır. O zaman ona ulaşır,
onun için:
Evvelâ derdi kazanıp sonra gel dermân ara
Bahr-ı aşkı nûş ediben âbı yok ummân ara
Bahr, denizdir. Aşk, Allah sevgisi.
Allah sevgisi bir deryadır. Aşk denizinden bir bardak iç diyor. Nuş et, iç ve abı yok
umman; ab, yani suyu olmayan bir derya ara. Suyu olmayan derya nerede olur? Suyu
olmayan derya, insanların kalbinde olan Allah sevgisidir.
Deryalardan büyük, deryalardan coşkun, deryalardan taşkın ama suyu yok.
Evet, burada demek ki Cenabı Hak böyle bir dert ona nasip etmiş ise, dermanını
ararken, doktorunu ararken:
—Gel ben senin doktorunum, dermanını veririm, diyor.
Ne oluyor? O hastayı helak etmektir. İşte buna Kuttay-i Tarik (yol kesiciler) deniliyor.
Kuttay-i tarik demek yani hiç bir tarikatla alakası yok iken hiç bir meşayihe hizmet
etmeden, emir almadan, ona görev verilmeden ve o ehli olmadan, ben de meşayihim,
diye çıkıyor. Şimdi zamanımızda bunlar çok. Onun için Sâlih Baba buyurmuşsa bunları
muhakkak haktır, hakikattir, doğrudur. Niçin buyurmuş, bak diyor ki:
Sakın her mürşide varma hazer kıl
Görürsen anda noksân-ı şerî'ât
Her mürşitten hazer kıl, kork, kaç eğer onda şeriatı eksik görürsen, diyor. Hakkındır
onlardan kaçmak. Bir de buyuruyor ki:
Her mürşide gönül verme yolunu sarpa uğratır
Yani yolunu şaşırtır. Bu da işte bir var ki tarikat ehli olmayanlar ben de meşayihim
diyerek bir Allah aşığını, Allah talibini tutmak, kenara koymaktır.
Bir de var ki tarikat yok diyenler, tarikatı inkâr edenler. Ama bu tabii sade cahillerin
sözü değil, meşayih yok diyen âlimler, hocalar da var. Bunlar aslında âlim değiller. Ama
bunlar da nedir?

