Page 166 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 166

162                                                          Gülden Bülbüllere

                 Yunus Emre bunda mana var dedi
                 Bir kâmil mürşide sen de var imdi
                 Hazreti Musa’ya Hızr’a var dedi.

                 Bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.
                 Niceleri gittiler mürşit arayı
                 Arayanlar buldu derdi devayı

                 Bin kez okur isen aktan karayı
                 Bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.
          Evet, bir kâmil mürşitten mana; O kalp ilmini okumuştur, kalp ilmini elde etmiştir. O
          da sana kalp ilmini okutur. Çünkü niçin bak!
                 Okuruz ders-i “aref”ten Hızr'ın olduk mahremi
                 Bülbülü bâğ-ı hakîkat güllerinin şebnemi

                 Nûrumuz nûr-ı Muhammed nefhamız Âdem demi
                 Hem-demiyiz Sûr'a hâcet kalmadı İsrâfîl'e
          Bakın dikkat edin İsrafil Aleyhisselam’a hacet kalmadı diyor. Hâlbuki Cenabı Hak onu
          halk etmiş bir defa Sur’a üfleyecek, bütün dünya yıkılacak. Gökte yerde ne varsa hep
          yıkılıp gidecek. Bütün daha hiç  canlı insan, canlı  mahlûk kalmayacak. Hatta bu çok
          büyük varlıklar, güneşler, yıldızlar, dünyadan büyük o gezegenler, hep yok olacaklar.
          Yine İsrafil Aleyhisselam’ın ikinci bir sur’a üflemesinde bütün ne kadar cinler, insanlar
          var ise bunlar kalkacaklar, dirileceklerdir. Böyle olduğu halde ne diyor:
                 Okuruz ders-i “aref”ten Hızr'ın olduk mahremi
                 Bülbülü bâğ-ı hakîkat güllerinin şebnemi

                 Nûrumuz nûr-ı Muhammed nefhamız Âdem demi
          Nuru Muhammed’ten mana da Hz Peygamber Efendimiz’in nübüvvetine varis olmak,
          nübüvvetine ulaşmak, nübüvvet nurunun tecellî etmesidir. Mademki bu insanlar varis-i
          enbiya oluyorlarsa, varis-i enbiya olan ne olur?
          Peygamber Efendimiz’in  nübüvvetine dâhil  olur. Peygamber Efendimiz’in  nübüvvet
          nuru onda tecellî eder, onun için varis-i enbiya olurlar. Onun için Vekil-i peygamber
          oluyorlar bunlar.
          Nefhamız Âdem deminden mana da Cenabı Hak; “Biz Âdem’i  halk ettik, kendi
          ruhumuzdan ruh üfledik.” 8   Yani Âdem’e üflenen ruh bize de üflenmiş.
          Evet, işte bu kelamı kibarlar söylenmişse bunların hepsinde bir hakikat var. Bunlar hep
          bir hakikate dayanıyor.

          Hakikat ise işte kalp ilmidir. Ledünnî ilmidir. Onun için zâhir var, bâtın var.

          8  Sad 38:72
   161   162   163   164   165   166   167   168   169   170   171