Page 169 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 169

Teveccüh Sohbetleri                                                    165

          Ama bunlar üveysi olduğu halde şeriatsız tarikat olmaz, tarikatsız şeriat olmaz. Bunlar
          üveysiler, maneviyattan yetişiyorlar ama zâhirde yine gidip bir meşayihten izin alıyorlar,
          icazet alıyorlar.
          Ve maneviyatın emriyle mesela, diyelim ki bir maneviyattan üveysi olan  bir kimse
          bâtından bir zikir almış. Geçmiş bir ervah ona  zikrini veriyor hâlbuki zâhirde
          birbirlerini görmemişler.

          Mesela, diyelim ki herhangi bir üveysi maneviyattan ders almış olsa, kimden almış olur?
          Abdulkadir Geylani Hazretleri’nden alabilir, bazen olabiliyor.  Abdulkadir Geylani
          Hazretleri nuru nübüvvete çok yakın, bin seneyi aşmış, zamanda yaşamış anlaşıldı mı?
          Ondan ders  alıyor  ama  o ders alan yine  zâhirde bir meşayihi bulacak. Çünkü şeriat
          zâhirdedir.
          İşte bu üveysi olanlardan, Seyyid Sıbgatullah Arvasi, sohbeti geçti ya bu da üveysidir.
          Ama Seyyid Taha Hazretleri’ne gitmiş, bulmuş. Ondan icazet almış, ona da zâhirde bir
          hizmeti olmuş. Zâhir meşayihine de bir hizmeti oluyor, ondan da bir icazet alıyor.

          Evet, işte bizim tarikatımızda sekiz tane üveysi vardır. Sekizinci bizim Şeyh Efendimiz
          Dede Paşa Hazretleri’dir. Bunların içerisinde, bu üveysilik nerden başlıyor? Abdulhalik
          Gücdüvani Hazretleri’nden başlıyor. Maneviyattan alarak, ondan sonra böyle aşağıya
          doğru geliyor. Ama diyelim ki mesela bizim şeyhlerimizde elli tane varsa veya yüz tane
          varsa, bunların içinde sekiz tane üveysi var.
          Evet demek ki burada  şeriat, tarikat yoldur varana.  Şeriatsız da olmaz,  tarikatsız da
          olmaz. Tarikatsız insanlar bir defa şeriatın nimetine malik olamıyorlar. Şeriatın nimeti
          nedir? İman, ameldir. Ama herkesin, imanı, ameli bir mi oluyor? Bir değil, değişiyor.
          Bir meşayihe inanan, tarikatı olanın imanı, inancı ile  meşayihi olmayanın inancı bir
          olamaz. Meşayihi olanın ameliyle, meşayihi olmayanın ameli bir olamaz.
          Yunus Emre’nin burada emri var, bunu ifade eder. Hani bazı kelamı kibarlar rumuzlu
          oluyor anlaşılmıyor. Ne buyurmuş:
                 Bir sinek bir kartalı

                 Kaldırdı vurdu yere
                 Yalan değil gerçektir
                 Ben de gördüm tozunu

          Nasıl oluyor  biri sinek, biri kartal.  Bir  kartalın üzerinde bin  tane sinek konsa alıp
          götürür.  Ama bir sinek, bir kartalı nasıl kaldırdı vurdu yere, güreşti kartalı kaldırdı
          vurdu yere, diyor. O sinek kartalı yere vurduğu zaman tozu çıktı, gördüm diyor. Evet,
          Yunus Emre bir de buyuruyor ki:
                 Çıktım erik dalına

                 Anda yedim üzümü
                 Bostan ıssı kakıyıp
                 Der ne yersin kozumu
   164   165   166   167   168   169   170   171   172   173   174