Page 378 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 378
Teveccüh Sohbetleri 377
değildir; tarikat geçti, tarikat var ama geçti, zamanı değildir diyenler var. Bak, bunlar
hep Müslümanlar!
Onun için, evet tarikat haktır.
Tarikat cümle haktır olma zâği
Ki dört misbahı var birdir çerağı
O misbahın on ikidir budağı
Peygamberlerin vekilleri vardır ki bunlar ikidir: Bir zâhir ulema, nübüvvetinin vekilidir,
varisidir. Bir de bâtın ulema, tarikat yönüyledir.
Şeriat-ı Muhammediye, Tarikat-ı Muhammediye.
Şeriat yönüyle zâhir ulema nübüvvetinin varisleridir. Bunlar şeriat memurlarıdır. Bunlar
da lazım, bunlarsız olmaz, evvel o zaten.
Fakat bâtın ulema da tarikat mensuplarıdır, bunlar da Peygamberin velâyetinin
memurlarıdır. Esas irşat velâyetle olur. Zâhirde olmaz, zâhir şeriatla irşat olmaz. Zâhir
şeriat irşat edemez.
Eğer zâhir şeriat irşat etseydi Mevlânâ irşat olurdu, İmamı Rabbanî irşat olurdu,
efendim, Mevlânâ Abdurrahman-ı Câmî irşat olurdu. Sayılmayacak kadar bu büyük
âlimler bunlar olurlardı. Niye bunlar daha gittiler mürşide?
Evet, öyleyse ben bir büyük âlimden hem de zâhir fetva veren bir meşayihten
dinlemiştim ki: Cehalet devri geçti.
Cehalet devri hangisi? Tabii ki Hazreti İsa Ruhullah ile Peygamber Efendimiz’in
arasında geçen 500 küsur sene olan cehalet devri. Onlar çünkü İncil kitabını gizli
neşrettiler. Ve zaman zaman bu İncil kitapları tahribata uğradı. Ve İncil kitabının
ulaşmadığı yerler oldu. Onlar cehalette kaldılar. Onlarda ilim yok, amel yok.
Peygamberi duymadılar, peygamberi görmediler, vahyi duymadılar. Amel işlemediler,
ilim bilmediler. Onların Allah’a inananları ehl-i iman oldular. Allah’a inananları küfürde
kalmadılar.
İşte ondan ben duydum ki: “O cehalet devrinde Kitap duymayanlar ve ulemayı
görmeyenler, peygamberi görmeyenler, peygamber varisini ulemayı bilmeyenler, onlara
Allah bir hak tanıyacak. Onların bir hakkı vardır. Onların haricinde, peygamber
görmüş, peygamberden sonra varisi olan velîleri, kitab’ını, şeriatını neşretmişse onlar
hak sahibi olamazlar.”
Yani mademki İslam beldelerinde Kur’an kursları var, medreseler var, okumalar var,
ilim var, vaazlar var, nasihatler var. Buralardaki inanmayanlar, bunlar kurtulamazlar.
Ama bugün küfür beldesinde diyelim, Hıristiyan ülkelerin beldesinde, bunlarda yok
ama onlar da kiliseye gitmiyorlar, putlara tapmıyorlar, Allah’a inanmışlarsa, Allah’a
secde ediyorlarsa amelleri olmasa da onlar kurtuluyorlar. Allah’ı aklen bulanlar
bunlardır işte.
Evet, Allah zalim değil, hâşâ Estağfurullah. Allah âdildir, Allah çok merhametlidir.
Allah kulunu çok seven, çok kayıran, çok koruyan birisidir. Bir babanın evlada karşı
şefkatini düşündüğümüz zaman, öyle bir şefkati var ki esen rüzgâra karşı durur ki

