Page 382 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 382

Teveccüh Sohbetleri                                                    381

          Niçin? Tarikatta haram olan bir şey gaflettir. Sen o zaman gafil içiyorsun. Gafil içilen
          bir  şey zaten temiz  olmuyor. Her  şeyi temizleyen  zikirdir. Her  şeyi temizleyen
          “Bismillahi Allahu Ekber” demektir veya rabıtadır, Allah’ı anmaktır değil mi?
          Cenabı Hak sağ eli ibadet için, zikir için veya yemek için, içmek için sağ eli vermiş. Sol
          el ancak sağ elin yardımcısıdır. Sol elin yapmadığı bir şeyi yapar. Sol elin affedersiniz
          mükemmel bir görevi de taharettir, affedersiniz, burun sümkürmek var. Sağ elle burun
          da sümkürülmez. Bu da mekruhtur. Sol elle sümküreceksiniz burnunuzu ve taharet de
          sol elle yapılır. Bu iki yaşantıda sol elin görevi vardır. Yoksa günlük işlerde, yapılan
          işlerde bir elin yapamadığı bir işte sol elin yardım etmesi vardır.
          Öyleyse demek ki  şeriatımızda sol eliyle bir  şeyi  yiyor içiyorsa mekruhtur.  Ama
          tarikatta da haramdır. Tarikatın meşrebi vardır. İşte onun için şeriatın fetva yönünü
          almaz. Tarikat, şeriatın takva yönünü alır.

          Cenabı Hak çünkü ne buyuruyor? Öyle buyuruyor  ki “Müttaki olun, müttaki  olan
          kurtulur; müttaki olmayan kurtulamaz. Sizin en çok müttaki olanınız en çok Allah’tan
          korkanınız.”
          Ama Allah’tan neden korkacağız? Sade günahlardan mı? Allah’tan  bir de gafil
          olduğumuzdan korkacağız. Acaba  yediğimize, içtiğimize  şükredebiliyor muyuz?
          Veyahut yediğimize hamd edebiliyor muyuz? Bunu ayık mı yiyoruz, gafil mi yiyoruz?
          Mesela sözümüzü nasıl söylüyoruz? Zararlı mı söylüyoruz? Evet, öyle zaten bizi zarara,
          hüsrana uğratan sözümüzdür, işimizdir, icraatımızdır, fiiliyatımızdır.

          Evet, efendiler!  İşte  şeriatın özü tarikattır. Tarikatın özü yani hülasası hakikattir.
          Ondan sonra hakikatin özü de marifettir.
          Çünkü hep  şeriatlı  olup da tarikatı olanların hepsi  tarikatlı olamaz.  Şeriatın özünü
          yaşayacak ki tarikatlı olsun. Tarikatın özünü yaşayacak ki hakikate geçsin.
          Tarikatın özünü yaşamak nedir? Tarikatın özünü yaşamak işte gafil yemeyeceksin, gafil
          içmeyeceksin, gafil yürümeyeceksin, gafil konuşmayacaksın, gafil nefes alamayacaksın.
          Böyle olunca hakikate geçiyor.

          Hakikatin özü de nedir? Hakikatin özü  de; bütün hakikate geçenler velîlerdir.
          İnsanlardan seçilmişlerdir.
          Fakat velîlerden de seçilenler marifete geçiyorlar. Hakikatin özüne ulaşanlar da bunlar
          oluyorlar. Marifet sahipleri bunlar oluyorlar.
          Öyleyse tarikat,  şeriat, hakikat, marifet bunları bahşetmiştir. Ve biz bu  yoldayız, bu
          yoldan kaymayalım.
          Zâhir şeriatımızda havfimiz olsun. Günahlardan, yasaklardan, haramlardan, şerlerden,
          en küçüğünden bile korkalım kaçalım. Bilene de sorup öğrenelim. Şüpheli de şer mi,
          hayır mı karışmış.  Şer mi, hayır mı biliyorsak zaten  şer olduğunda kaçacağız, hayır
          olduğunda koşacağız.
          Bir de var ki hayır mı  şer mi bilmiyoruz. Onu da  öğreneceğiz. Öğrenmeden onu
          işlemeyeceğiz. Helal lokma karışmış, helal haram karışmış.
   377   378   379   380   381   382   383   384   385   386   387