Page 380 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 380

Teveccüh Sohbetleri                                                    379

          Evet, nasıl ki zâhirde bizim annemiz, babamız vardır.
          Tasavvufta da bizim annemiz, babamız meşayihimizdir.
          Fakat  hakikate geçince değişiyor. Hakikatte değişiyor. Bunlar böyledir burada tabii
          Allah hâşâ Cenabı Hak, İhlâs suresinde doğmamış, doğurmamıştır.
          Ama hakikatte babamız Hazreti Allah, annemiz de Resulullah.

          Çünkü öyle, ruhlar ondan ayrıldı geldi ama hakikatte; tarikatta değil.
          Şeriatta beşer olan bir annemiz babamız var. Ama tarikatta babamız meşayihimizdir.
          Hakikate gelince annemiz Resulullah, babamız da Hazreti Allah’tır.

          Çünkü neden? Evvela Cenabı Hak ruhları kendi  ruhundan ayrılmış, bu  ruhlar
          gelmişler. Ruhları halk etmiş ve ruhlardan en evvel Peygamber Efendimizin ruhunu
          halk etmiş. Onun ruhundan ruhları halk etmiş, “Ebul Ervah” oluyor. Zaten öyle. Bak
          niye buyruluyor? Kelamı kibarda buyuruyor.

                 Semâda ismi Ahmed’dir bu âlemde Muhammed’dir
                 Ahad’den vahidiyyettir bu sözde olmagıl şekkâk
          Evet,  onun için burada “çok ihsan” ise burada  tarikattadır. Bu  çok ihsanları, çok
          makamları var, çok nimetleri var.
          Bunları neyle elde edeceğiz? Evet, hizmetimiz de olacak.
          Hizmete gelince  tarikattaki hizmetler, amellerimiz. En  büyük amelimiz de bu
          hatmelerimizdir, teveccühlerimizdir, sohbetlerimizdir.
          Onun için bunlara çok dikkat edelim.  Bunları basit görmeyelim. Bunların büyük
          nimetler olduğunu bilelim. O büyük nimetleri de istemesini bilelim.
          Şimdi burada tabii büyük bir nimet de vardır. Nedir bu? Bu teveccühe bu insanlar
          gelmiş toplanmışlarsa:
                 Gelin ey yâr-ı sadıklar
                 Bu meydan-ı muhabbettir

          Meydan-ı muhabbet burasıdır işte.
          Yar-ı sadıktan mana: Ta  Erzurum’dan gelen, Kars’tan gelen,  İstanbul’dan gelen,
          İzmir’den  gelen, efendim Mersin’den  gelen,  Türkiye’nin yedi bölgesinden  buraya
          insanların toplanmasıdır.  Bunu hangi  kuvvet toplayabilir? Ancak Allah kuvvetidir
          bunları toplayan. Allah’ın kuvveti, kudreti toplar. Allah’ın kuvveti, kudreti ise burada
          tecellî eder.
          Cenabı Hak evvela sana bir arzu verir. Cenabı Hak evvela bir kuvvet verir. Bir de Allah
          kula fırsat verir. Bu üç şeyle kul ne işleyecekse işler.
          Cenabı Hak bize kuvvet vermişse, bu kuvvetimizi rızası hududunda, rızası olan şeye
          sarf etmek için vermiş. Ve fırsat vermişse, rızası olan bir ameli işlemek için bu fırsatı
          vermiş. Cenabı Hak gayret vermişse, rızası olan bir ameli işlemek için bu gayreti
          vermiş. Bunlar da büyük bir nimet değil mi?
   375   376   377   378   379   380   381   382   383   384   385