Page 429 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 429
Teveccüh Sohbetleri 429
edecek nura engel olursunuz. Çünkü nur gizlidir. Aç basiret gözünü, kalp gözünü aç da
gör. Bu gözünle göremezsin, açtığın gibi de onu kaçırırsın.
Teveccühün başlarken Estağfurullah, 25 istiğfar okur gözleri yumarsınız. 5-10 dakika
sonra üç istiğfar sesi duyarsınız, ama onu okumazsınız. Evet, teveccühün namazı var
kılıyoruz, 25 istiğfar okuyoruz, üçü aşikâr, diğerini gizli okuyoruz, duaları gizli, aşikâr
okuyoruz, teveccühe kalkıyoruz.
İşte usulünce oturttururlar, namaz safı gibi, ama arka arkaya oturttururlar. Sonra
aralarda gezerken gönlümüze ne doğuyorsa ebyat, kelamı kibar ne himmet olursa,
gönlümüze ne geliyorsa biz onu söylüyoruz.
Fakat şunu ifade edelim ki bu kelamı kibar bir tanesine söylenir. Ama o kelamı kibar
herkese söylenmiş olsa akşama kadar da teveccüh bitmez. Onun için bir kelamı kibar
söylenir, bir kelamı kibar ile belki 10 kişinin sırtına, belki 15 kişinin sırtına el vurulacak.
Ama o kelamı kibarlar da güzel olsun; güzel deyince hepsi güzeldir de bir tenkit
mahiyeti vardır, bir de okşama mahiyeti vardır. Peki, her ikisini de kabulleşin.
O tenkit mahiyetinde ise onu nefsinize mâl edin.
Eğer okşama, sevme mahiyetinde ise onu ruhunuza mâl edin.
Niçin bak, Beyazit-i Bestami Hazretleri mübarek, genç yaştayken onu sahavetinde
insanlar çok seviyorlar. Onda öyle bir akıl, öyle bir zeka, öyle bir davranış ahlak, hüner
var ki artık insanlar bütün bunu parmakla gösteriyorlar. Daha böyle bir insan yok,
diyorlar. Kendisi de genç daha, onu öyle seviyorlarmış, metih ediyorlarmış.
Evet, Şeyh Şibli Hazretleri’nin sohbetine devam eder, gidermiş. O kadar sevilmiş, o
kadar metih edilmiş ki dillerde söyleniyor. Artık şeyh efendi onun şöhretini kırmak için
bak, ne yapmış?
Bir gün büyük bir cemaate sohbet ederken Beyazit-i Bestami Hazretleri de gelmiş
onun esas ismi Tayfur’dur. Cemaatten içeri girerken daha şeyh efendi cemaate hitap
etmiş, demiş ki:
—Sizin metih ettiğiniz (haşa tövbe estağfurullah, şanına layık olmayaraktan) bu hınzır
mı?
Öyle deyince hiç onun ağırına gitmemiş, hiç gadaplanmamış, hiç kötüsüne gitmemiş,
ne olmuş? O söz ona bir ilaç olmuş, o söz onun yarasına bir merhem olmuş, o söz
onun irşadına vesile olmuş. Niye?
O zaman o sözü kabulleşmiş demiş ki:
—Eyvah demek ki henüz nefsim hınzır sıfatından daha tebdil edememişim.
Ve Allah’a sığınmış, orada öyle bir sığınma ki kendisinden geçmiş, bayılmış orada
geçmiş. Bak, ne olmuş orada? Orada çok terakki etmiş ve irşat olmuş. Evet, bunlar
olabilir.
Demek ki işte bu kelamı kibarlar söylendiği zaman bazı kelamı kibarlar var ki mesela:
Gezeriz hayvân-ı nâtık misâli

