Page 434 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 434

434                                                          Gülden Bülbüllere

          “Hu” Allah’ı zikirdir. Ama “Ha” zikir değildir.
          Ama nefes bir “Ha” ile çıkıyor, bir “Ha” ile giriyor.  Bak, nefesimiz, Ha Hu, Ha Hu
          değil mi?
          “Ha” boş gafletle çıkan nefes. “Hu” da ayık çıkan, Allah’ı anaraktan çıkan nefes,
          Allah’ı anaraktan alınan, verilen nefes “Hu” doludur.

          “Hu” dolu demektir. Allah’ı anmadan unutaraktan çıkan, alınan, verilen bir nefes “Ha”
          da boştur.

          Bir de Allah’ı anmadan almış olduğunuz nefesler ölü, yok oluyor, zayi oluyor. Ama
          Allah’ı anaraktan  alınan verilen nefes yok olmuyor. Onların hepsi mücevher altın
          gibidir. Her birisi mücevher altından daha kıymetlidir.
          Bir mücevher  altın icabında bir daire satın alıyor. Altın  çok ama mücevher altın
          deyince, altınların en  kıymetlisi oluyor.  Daha çok antika  olanı oluyor. Mesela  bir
          yüzüğün başına koyuyorlar, ufacık olanı  bir milyar kıymetinde bir taşı var.  İşte
          mücevher altın budur.
          Demek ki zayi olmayan nefesler, her birisi bir mücevherdir. Zayi olan nefesler de öldü,
          yok oldu, boş uçtu gitti.

          Evet, efendiler! Gönlünüze gelenlere hemen, affet Yâ rabbî benim gönlümden bunları
          çıkar, demek lazım. Yahut da Resulullah Efendimiz’e yalvar, Allah’a yalvar, hiç fark
          etmez. Bunlar birdir,  müsavidir.  Çünkü  Resulullah Efendimiz’e Cenabı Hak
          buyuruyor: “Habibim seni seven beni sever.” 2 , Habibim seni bilen beni bilir, habibim
          seni gören beni bulur, habibim bana itaat eden sana tabi olsun. Her ne kadar zâhir
          ulemalar, Allah korusun, nasıl ki Peygamber Efendimiz’in velâyetine inanamıyorlar
          inkâr ediyorlar.
          Nedir velâyeti? Velâyeti Allah’ın varlığıdır, Peygamber Efendimiz’de tecellî etmiş.

          Peygamber Efendimiz’in varlığı Allah’ın varlığında yok olmuş.
          Bunlar zaten Mîraç’ta da  olmuş, onlar  zannediyorlar ki bir defa  mîrac yapmış da
          Peygamber Efendimiz Allah’a  gitmiş, gelmiş. Fakat buna zâhir ulemadan  zaten
          inanmayanlar da  var. Yalnız bir tek  şeyi inkâr edemezler,  bunu inkâr etseler onlara
          kâfir hükmü verilir.

          Neden?  İsra  suresinde “Sübhanellezi esra biabdihi leylen minel  mescidil haramı ilel
          mescidil aksa…” 3  buyrulmuş. Bu da ayetle sabit ki Peygamber Efendimiz bir gecede
          Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gitmiş, gelmiş, bunu inkâr edemezler. Bunu
          inkâr eden kâfir olur. Bunu inkâr etmiyorlar da göklere yükselmesine inanmayanlar var,
          Mîrac-ı saadeti göklere yükselmemiştir veya Allah’ı görememiştir diyenler var.
          Bunların sözlerine yine de inananlar var, işte kandırıyorlar. Onlara bir şeyler okuyorlar,
          bir şeyler söylüyorlar, kandırıyorlar.


          2  Al-i İmran 3:31
          3  İsra 17:1
   429   430   431   432   433   434   435   436   437   438   439