Page 432 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 432

432                                                          Gülden Bülbüllere

                 Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı
          Her ne kadar biz zâhirde  bir vasıtayız, cemaat  buraya toplandı ama bize vasıta kim
          oldu? Dede Paşa olmasa bu kıtmiri (estağfurullaah….) kim tanıyacak?
          Onun için:
                 Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı

                 Daim cezbederler buraya bizi
          Bu kelamlar boşuna söylenmemiş. Bak, bunların hakikatı meydanda görünüyor, aşikâr.
          Bir de var ki:

                 Gâhî şecerden söyler ol gâhî hacerden söyler ol
                 Gâhî beşerden söyler ol bir mantık-ı bürhânıdır
          Yani Allah ağacı da konuşturur, taşı da konuşturur veya ümmî, ilmi olanı, olmayanı da
          konuşturur.
          Onları da konuşturan Allah, konuşturmamış mı? Hazreti  Musa’nın ağaç asası
          konuşmuş,  bak, ona neler yaptırmış? Koskoca dünyaya hükmeden Firavun’u aciz
          etmiş, yok etmiş, ortadan kaldırmış. Musa’nın asası kaldırdı. Onun için evet.

                 Bir mantık-ı bürhânıdır
          Burhan; insanların lafzı, kelamıdır. Kelam  insanları kurtarır, burhanlıktan, darlıktan,
          meşakkatten kurtarır.

          İşte Hz. Musa’nın o elindeki asa Firavun’un darlığından, şiddetinden onu kurtardı Hz.
          İsa’yı da darlıktan kurtaran bir taş olmuş. Taş hareket ederek hizmet görmüş, onunla
          taş konuşmuş.
          Evet, Hz. Musa’nın elindeki ağaç konuşmuş onunla, Hz. Musa’ya burhan oldu, mantık
          oldu, darlıktan, Firavun’un  şiddetinden onu kurtardı Ona  inananları dünyaya  hâkim
          olmuş Firavun’dan kurtardı. Hz. Musa’nın asasının mucizesini bastırmak için dünya
          üzerindeki sihirbazları, büyü adamlarını hepsini toplamış gelmişler. Bir sahra  dolu
          onların sihir aletleri 100 deve yüküymüş.

          Onlar da  aletleriyle Firavun’un tarafından geldiler, cansız ağacı, taşı, altını cana
          getiriyorlar. Hz. Musa’nın asasının daha hiçbir güç karşısına çıkamıyordu. Ama her
          seferinde de asayı tut, inanacağım, diyordu. Nasıl asayı tutuyorsa, asa da bir baston,
          yine inanmıyordu, diyordu ki sen sihirbazların daha da ustasısın, erbabısın.
          İşte bütün sihirbazlar toplanıyordu ki onun asasının sihrini yok etsin diye. Sihirbazlar
          geldiler, aletlerini hazırladılar, harekete geçirdiler, yılanlar oldu, canavarlar oldu, gökten
          ateşler yağıyor. Böyle bir şey içerisinde Hz. Musa nasıl asayı bıraktıysa onların hepsini
          yuttu. Firavun:
          —Ya Musa, sana inanacağım, tut bu asayı, diyor

          Tabii sihirbazlar dediler ki:
          —Daha sihirbaz bulamayız, bütün aletlerimiz yok, 100 deve yükü aletimiz yok oldu.
   427   428   429   430   431   432   433   434   435   436   437