Page 431 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 431

Teveccüh Sohbetleri                                                    431

          Buna müstahakım, müstahak olmasam niye bu adam bana bu sözü söylesin? Niye bu
          adam bana bu kötülüğü yapsın? Daha da büyüğüne müstahakım ama yine de Allah,
          pîrim ihsan ediyor da hafif geçiriyorum. Ey nefis! Kolay kurtuluyorsun, bu sana azdır,
          daha çok olması lazım ama yine himmet oluyor, kolay geçiyorsun.
          Tasavvuf da böyle olacak.
          Evet, işte saflar arasında gezilecek. Gezinilirken sırtlara el vurulacak. Niye sırtlara el
          vuruluyor? Niye bu kelamı kibarlar söyleniyor? Bu kelamı kibarlar zuhurattır tabii. Her
          bir kelam bizim derdimizin ilacıdır.

          Kelamı kibar eğer bir güzel kelam ise ruhumuzun bir gıdası oluyor.
          Eğer  bize söylenen kelam güzel değilse, o zaman da nefsimizin terbiyesi için
          ruhumuzun terakkisi için kelamlar söylenmiştir. Her ikisi de hoş, niçin bak!

                 Gelse celalinden cefa
                 Yahut cemalinden sefa
                 İkisi de cana şifa
          Buyrulmuş. Evliyâullah’ın kelamında olsun veyahut da zâhirde iltifatında olsun veyahut
          da bâtınından olsun, tüm  gelenler;  bir  müridin bütün başına gelecek sevilmeler,
          dövülmeler, iyilikler, hastalık, sağlık, kar, kazanç bunlar hepsi Evliyâullah’ın bâtınından
          geliyor.
          Mürit ise öyledir. Mürit değilse o zaman ona sözümüz yok. Niçin bak, öyle buyuruyor:

                 Kakıyıp döğerse artır hubbunu
                 Sevdiği deriyi çok çiğner debbâğ
           Akşam sohbette kelamı kibarda geçti ya:

                 Sevdim seni seydâ-yı cihân hayır ve şerde
          Bu niye söylenmiş? Hayrı ve şerri de rabıtasından biliyor.
          Hayır, şer ne? Dövülme, sevilme; zarar, kar; sağlık, hastalık. Bunları hep rabıtasından
          biliyor.
                 Sevdim seni seydâ-yı cihân hayır ve şerde
          Evet, öyledir zaten işte bu kelamlar söylenir. Sırtınıza el vurulur. Sırtınıza el vurulduğu
          zaman Şeyh Efendimiz Dede Paşa Hazretleri bize bu teveccühü yapıyor, sırtımıza elini
          o vuruyor, deyin kârınız olur,  daha yararlanırsınız, daha faydalanırsınız. Niçin  bak,
          Sâlih baba öyle buyurmuş:
                 Kibrît-i ahmerdir şeyhin nefesi

                 Yakar dil şehrinde bırakmaz pası
                 Berâberdir Pîr-i Tâgî Mevlâsı
                 Dâim cezb ederler me'vâya bizi

          Siz de deyin ki burada:
   426   427   428   429   430   431   432   433   434   435   436