Page 440 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 440
440 Gülden Bülbüllere
Ne zaman ki kendi varlığın yok olur, ortadan kalkarsa o zaman sen zât nuruna
ulaşmışsın. Bunu gör, görme.
Evet, bu zamanda belki onu da göstermezler. Çünkü orada da geçememezlik olabilir ki
birçokları vecd âleminde kalmışlar.
Bak! Abdurrahman Cami Hazretleri beş asır boyunca (bu da kitapta yazılı) dünya
üzerinde bir tek âlim olarak gelmiş. Tabi bu beş asır boyunca, geleceği değil geçmiş
olarak söylenmiş. Abdurrahman Cami Hazretleri geçmiş beş asır boyunca, tek olarak
gelmiş, Mevlânâ da onun içerisinde oluyor.
Çünkü Mevlânâ Hazretleri mübarek Azizan Hazretleri’nin zamanındaymış. Ama
Mevlânâ oğlunu Azizan Hazretleri’nin sohbetine göndermiş.
—Git oğlum, Azizan Hazretleri’nin sohbetinde kendini iyice yetiştir, kendini
olgunlaştır, kendini orada pişir, demiş.
Onun için Mevlânâ oğluna icazet vermemiştir. Mevlânâ’ya sormuşlar:
—Efendim sizden sonra yerinize, kaim makamınıza kim oturacak?
—Hüsamettin Çelebi, demiş.
Her sorduklarında Hüsamettin Çelebi, demiş. Fakat aşikâr olarak değil de özel olarak
sormuşlar:
—Efendim Sultan Veled hakkında ne buyuruyorsunuz?
İki oğlu var biri Alaaddin, biri Sultan Veled. Alaaddin babasına muhalefet etti. Şems’e
ihanet edenlerle beraber oldu. Ama Sultan Veled babasına çok inandı, teslim oldu.
Babası onu Azizan Hazretleri’nin sohbetine gönderdi, dedi:
—Git oğlum, Azizan Hazretleri’nin sohbetine bir sene kal dinle, orada kendini yetiştir.
Zâhir emirde Mevlânâ Sultan Veled’e hilafet vermemiş. Hüsamettin Çelebi halifem
demiş. Bir seferinde Sultan Veled için ne buyuruyorsun, demişler.
—O pehlivandır, pehlivanın vasiyete ihtiyacı olmaz, demiş.
Ondan sonra Hüsamettin Çelebi de dâhil bütün ihvan onun başına toplanmışlar.
İşte üveysiler var, o da üveysi oluyor. Üveysîler var ki onlara zâhir emir maneviyattan
verilir. Yalnız zâhirdeki meşayihlerin ona izin vermesi şudur ki yani kimse itiraz
etmesin, Sen bu yetkiyi nereden aldın? demesinler.
Evet, efendiler! Mevlânâ Alaaddin’in de böyle hiç kendinden haberi yok ve acaba
bunların içerisinde ben var mıyım, diye düşünmüş.
Bak! Peygamberimiz otuz iki taneyi bize ulaştırdı, demiş ama otuz iki tanenin içerisinde
en ileri olanının haberi yok.
İşte böyle efendiler! yalnız Nakşibendî Efendimiz’den sormuşlar:
—Sizin tarikatınızın bidayeti nedir?
—Âmentübillah, demiş.

