Page 441 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 441
Teveccüh Sohbetleri 441
—Nihayeti nedir?
—Âmentübillah, demiş.
Başlangıcı da âmentübillah, nihayeti-sonu da âmentübillah. Yani ne demek olur?
Hani bir mürit, daha irade sahibi, tarikata girmiş ama âmentünün şartlarına inanıp
yaşayacak, değil mi?
Evet, bir marifete ulaşmış birisi var. Velîlerin en yüksek makamına ulaşmış. Onlarda
şimdi âmentü yok mu? Onlarda da âmentü var. Âmentünün şartlarını onlarda
yaşıyorlar.
Fakat müridin âmentüsü onlarınkine göre mecazdır.
Onların âmentüleri müridinkine göre hakikattir.
Mürit mesela ne yapıyor? Âmentüye inanmış, icraatlarını yapıyor, kendisi yapıyor,
iradesi var.
Ama onlar kendileri yapmazlar. Onlar bir alettir. Allah’ın kuvveti, kudreti onlara
yaptırıyor. İşte mecaz-hakikat bu demek oluyor.
Ama mecaz hakikate köprüdür. Mecaz olmasa hakikate ulaşamaz.
Evet, izdiham var. Bir saat de teveccüh sürer. Abdest sorunu var. Bir, iki kişi abdesti
beklerken, biraz sonra on kişinin abdesti daralacak. Öyle efendim. Allah razı olsun işte
böyle zaman zaman bu teveccühümüzü yapıyoruz.
Yalnız toplu halde ben şöyle bir şey ifade etmek istiyorum. Bu cezbe sahipleri
cezbelerini yensinler. Hele başka yerde değil de namazda yensinler, bu çok dikkat
çekiyor, fitneye mucip oluyor.
İşte bakın efendiler! Hakikaten Ankara’da o şeyh efendi, kendisi âlim de cezbeye itiraz
etmedi. Biz ne almışsak, zâhirimiz, bâtınımız bütün ne kadar güneydoğu, doğu
meşayihleri varsa hepsi oraya (Nurşin) bağlıdır. Çünkü orası menbayı, gözenin başıdır.
Abdurrahman Tâğî Hazretleri Gavs’tan (Sıbğatullah Arvasi) hilafetinde ne istemiş?
— Kıyamete kadar benim ailemden ilm-i şeriat, ilm-i tarikat eksik olmasın, demiş.
Onun için onlarda âlimler hiç eksik değiller. İki yönlü zülcenaheynler, hem zâhir ilmini
okuyorlar bitiriyorlar, medresede okutuyorlar, hem de tasavvuf ilmini orada isteyenler,
herkese değil, öğreniyor, orada yetişiyor.
İşte başka bir hoca burada bir şey söylemedi ama bana telefon açtı, telefonda böyle
böyle oluyor, niye böyle oluyor, diye sordu. Biz hoş gördük. Tabii hocam onlar
bilmiyorlar, öğrenecekler, önüne geçeceğiz, mani olacağız, dedik. Hatta namazda öyle
yapanı küfre götürür, İbni Halidun’un kitabında böyle yazıyor, dedi.
Şimdi zâhir değil ki hoca. Mansur “Ene’l Hak” deyince kafir oldu mu? Mansur “Ene’l
Hak” deyince niye kafir olmadı? Ver cevabını, bakalım ne cevap verecek, ne diyecek,
buna ne bahane bulacak?
İşte öyle, yine de olsun namazda dikkat edin, namazda bu gibi şeyler olmasın.
Hakikaten zaten bir insan namazda iradesiz oluyorsa “Allah” dese, vursa yere kendini,

