Page 435 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 435
Teveccüh Sohbetleri 435
Evet, Allah’ın üç nuru var; esma nuru, sıfat nuru, zât nuru.
Esma nurundan mana; Evliyâullah’ın velâyetidir. Evliyâullah’ta olan nurdur.
Sıfat nurundan mana; Resulullah Efendimiz’in nübüvvet nurudur. O da Evliyâullah’ta
mevcut, çünkü varis-i enbiya.
Zât nurundan mana; Allah’ın zâtının nurudur. O da Evliyâullah’ta mevcut.
Ama ruhun herhangi bir nurdan olgunlaşmadan, bunu ifade ettik ya, bir insan esma
nurunda pişmeden, olgunlaşmadan sıfat nuruna geçemiyor, geçemez. Sıfat nurunda
pişmeden zât nuruna geçemez. Zât nurunda da olgunlaşmasa oradan da geçmese
insanlar için faydalı olmaz orada kalır.
Öyleyse velîlerden birçokları esma nurunda yanmışlar, kalmışlar. Birçokları sıfat
nurunda kalmışlar. Ama birçokları da zât nuruna geçmişler. Sıfat nurunda kalanlar
olmuş. Esma nurunda kalanlar olmuş.
Bak! Hallac-ı Mansur, Muhyiddin Arabi Hazretleri bunlar büyük meşayihler; zamanın
da büyük meşayihleridir. Ama onlar da kalmışlar. Mansur, sıfat nurunda kalmış.
Resulullah Efendimiz’in sıfat nurunda yanmış. Orada kalmış, geçememişler. Çünkü
bak!
Mansûr “ene'l Hak” söyledi
Gördü hakîkat dârını
Mansûr değil cân söyledi
Cân içre cânân söyledi
Ol rûh-ı sultân söyledi
Keşfeyleyip esrârını
Burada “ruh-u sultan” Resulullah Efendimiz’in nuru nübüvvetidir. Yani fenafirresul
olmuş. Resullullah Efendimiz’in nübüvvetinde yok olmuş. Mansur’un sözü Resullullah
Efendimiz’in nübüvvet nurundan tecellî etmiştir. Daha da bunu başka da
açıklayamıyoruz. Mansur’un dilinden Resulullah Efendimiz konuşmuş.
Onun için bir insan, tabii görünmez bilinmez olan bir şeydir, fenafişşeyh olunca
herkesi zanneder ki o konuşuyor. Halbuki rabıta sahibi kendisi konuşmaz. O bir alettir.
Onun dilinden, onun ağzından çıkan kelamlar şeyh efendisinindir, Şeyh efendisi
konuşuyor.
Sıfat nuruna ulaşan bir zât da söylediği zaman, o kelamlar onun ağzından çıkıyor ama o
kelamlar o sözler Resulullah Efendimiz’indir. Resulullah Efendimiz’in nübüvvet nuru
onu konuşturuyor.
Zaten bak! Resulullah Efendimiz’in sözleri hadisi şerif, hadisi kudsi diye ikiye ayrılıyor.
Ulema burada ikiye ayırıyor, Hadisi Şerif, Hadisi Kudsi diye.
Niye Hadisi Şerif, Hadisi Kudsi diye ayırıyorlar?

