Page 58 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 58
54 Gülden Bülbüllere
Kalp çok büyüktür, zâhirde bir ufak et parçası ama kalp kadar büyük bir varlık yoktur,
kalp kadar büyük geniş bir âlem yoktur.
Ama hangi kalp? Açılan kalp.
Neyle açılır bu kalp? Zikrullah ile açılır.
Demek ki zikrettikçe bu kalp açılıyor, kalp açıldıkça ona Allah’ın, bin bir esmanın nuru
geliyor. Bin bir esmanın nuru onu doyuramıyor, bir seferde bir boşluk kalıyor yine.
Ondan sonra ne oluyor? Ondan sonra Cenabı Hakk’ın sıfat nurları tecellî ediyor.
Bununla bir zaman için yine büyüyor kalp. Çünkü bu da nedir?
Dikkat edin, zâhir ulema, bâtın ulema var. Âlim bir insan ne kadar âlim olursa olsun
bir yere kadar bahis var. Hani kelamı kibarda ifade edildi ya:
Künh-i Zât'ı kimse bilmez bu yola etme heves
Allah’ın bin bir isminden ve bin bir isminin nurundan bahis var ve insanlar buna
ulaşabiliyorlar. İlimleriyle, amelleriyle bu nurlara ulaşabiliyorlar. Allah’ın sekiz sıfatı var,
sekiz sıfatından bahis vardır, ulema bu sekiz sıfatından bahsederler. Bu sekiz sıfatının
nuruna insanlar yine ulaşırlar ama Allah’ın zâtının nuru var, zâtının nurunu hiç kimse
bilemez ve ondan bahis yoktur, bunun sınırı yoktur.
İşte onun için Peygamber Efendimiz, bu kadar yükseldiğime rağmen ben rabbimi
marifet ile bilemedim, buyuruyor.
Demek ki; insanlar ne zaman Allah’ın bin bir esma nuruyla, bir esma ile üç esma ile
beş esma ile zikir yapar, ama ahiri o tamamen esmanın nuru onda tecellî ederse, o
zaman bin bir esmanın nurunun hepsi onda tecellî eder.
Fakat esma nurundan sıfat nuruna geçiyor, Eğer esmanın nuru o kalbi doyurmuş olsa,
doldurmuş olsa, daha niye sıfat nuruna geçiyor? Geçmesin. Bir zaman ondan sonra
sıfat nuruna geçince, Cenabı Hakk’ın sekiz sıfatının nuru kalbinde tecellî eder. Bu da
doyurmaz, bu da kâfi gelmez. Bir zaman için gelir, ama bir zaman için gelmez.
Onun için burada Fenafişşeyh, Fenafirresul, Fenafillah âlemi var. Onun için burada
insanların ruh-u revani, ruh-u sultani, ruh-u nurani makamı var.
Ruh-u revani makamı, meşayih, velâyet makamıdır. Yani bir insan ruh-u revani
makamına ulaşırsa, şeyhinde fani oluyor. Kelamı kibarlar haktır:
Efendim, sultanım, ruh-u revanım
Vermezem terkibi bir kanım olsa
Ne mümkün ayrılmak çıksa da canım
Âlemde kâinat düşmanım olsa
Ruh-u revani makamına ulaşırsa bir insan, işte müptedi âleminden müntehi âlemine
geçiyor. Cüzî iradeden küllî iradeye geçiyor ve Allah’a giden vasıtayı buluyor.

