Page 62 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 62

58                                                           Gülden Bülbüllere

          Zaten nefis ölür mü? Nefis ölünce, yemek olmaz, içmek olmaz, beşeriyet olmaz. Onun
          için bu nefsi ıslah ediyorlar.

          Bu nefsi, senin ruhuna tabî, senin ruhuna mûti olacak bir hale getiriyor. Bunu zaman
          zaman, işte bu gibi amellerde, hatmelerde, teveccühlerde yapılıyor.
          Onun için “Baba himmet, oğul hizmet.” buyrulmuş. Bu büyüklerimizin kelamı,
          hizmetsiz himmet olmaz.
          Bizim hizmetimiz  nedir?  İşte  bizim virdimiz, yirmi  dört saat içerisinde yapacağın
          virdin, salatı evvâbîn namazın, teheccüt namazın, hatmelerin. Hatme de teveccühün
          bir küçüğüdür.
          Teveccüh yapıyoruz ama o da haşa Estağfurullah, Allah’a sığınırım bize emredilmiş,
          biz yapıyoruz.

          Teveccüh emirsiz yapılmaz.
          Emirsiz yapılmadığı gibi,  hatme  teveccühün bir küçüğüdür. Hatmede de  aynı amel
          işleniyor, teveccühte de aynı amel işleniyor. Hatmeye dikkat edin, hatmesiz  olmaz,
          hatmesiz terakki olmuyor, bizim tarikatımızda hatme büyük ameldir.
          İşte bunları yaptınsa  hizmetini ettin, himmetini aldın. Baba himmet, oğul hizmet.
          Hizmetsiz himmet alınmaz.
          Himmet alıyorsan eğer, ne oluyor işte?  İşte senin ruhun terakki eder. Her ne türlü
          muzır, sana  mani olan sıfatlar varsa bunları  birer birer, ikişer ikişer senden  alırlar.
          Yalnız sen de…
                 Evvelâ derdi kazanıp sonra gel dermân ara

                 Derdi olmayan tabîb dükkânına basmaz kadem
                 Hasret-i hicrâna yanıp Hazret-i Lokmân ara
          Bunu biz nasıl anlayacağız şimdi? Bu kelamı kibar ama kelamı kibar haktır. İşte ayetler
          de rumuzludur, bazı ayetler var ki rumuzludur. Hadisler rumuzludur. Kelamı kibarlar
          da rumuzludur. Kelamı kibarsa:

               Evvelâ derdi kazanıp sonra gel dermân ara
          Her bir insan dertten kaçar, dert kazanmak istemez, kaçar. Ama bir dert var ki
          kazanılacak, aranılacak bir dert var. Onu da bilemez. Onu nasıl bilecek? Onu ancak
          bak;
                 Derdi olmayan tabîb dükkânına basmaz kadem

                 Hasret-i hicrâna yanıp Hazret-i Lokmân ara
          Hicran, ayrılık. Senin derdin ayrılığındır, diyor. Bundan haberin yok. Hazret-i Lokman
          olan manevi  bir doktora git ki o senin için  büyük  derdin ayrılığın olduğunu sana
          bildirsin.
          Bu ayrılık ne? Bu ayrılık, ruhun Allah’tan gelişi ve bu ruhun Allah’a gitmek isteyişidir.
          Yine bundan bizim haberimiz yok.
   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67