Page 60 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 60
56 Gülden Bülbüllere
Allah’ın zâtına gaybiyetteki görünmeyen zâtına mahsus olan isim neymiş? O “he” imiş.
Onu her alırken, her verirken Allah’ın zâtını düşündüysen, alırken verirken Allah’ın
zâtını unutmadıysan işte sen arif oldun.
Ariflik de tarikatın en yüksek makamıdır. Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin elkabını
şimdi teveccühte okuyacağız, ne okuyacağız? Kutbul Ârifîn, “ve ila ruhu kutbul
ârifîne…”. Âriflerin başı, kutbu.
Ârif kim? Ârif, Allah’tan ayık olan.
Ama nasıl ayık? Her yatarken de, kalkarken de, gezerken de, tozarken, alırken,
verirken; o nefesinden haberdar ve nefesi “he” ile çıkıyor, nefesi “he” ile giriyor. Her
alırken verirken Allah’ın zâtıyla muhatap.
Bu nimetlere insanlar nerede malik oluyor, işte bu gibi teveccüh denilen büyük
amellerimizde malik oluyor.
Teveccüh olunca herbir ihvâna
Mürde kalblerimiz gelirler câna
Mürde kalp nedir burada? Ölü kalp.
Teveccühte ölü kalpler dirilir.
Zaten öyle, teveccühte kalplere zikir tohumu ekilirmiş.
Yalnız, mesela ziraatçılar en evvel ekeceği tohumun bitmesi için, o ekeceği araziye,
tarlaya bir hizmet görüyor ki o tohumu bitirecek duruma onu getiriyor. Otunu, kökünü
paklıyor, sürüyor, hallediyor. Ondan sonra ekiyor, ya değilse tohumu bitirmez. Bu da
nedir?
İnsanlarda işte herkeste bu kalp var. Bu et parçası ama insan, zaten her şeyi, bak,
hayalde kalbinden geçiyor ve her şeyi kalbiyle düşünüyor.
Eğer bir insan velî oluyorsa, velâyete dâhil oluyorsa ne oluyor?
Onun kalbi açılıyor.
Onun kalbi açılınca ne görüyor?
Neler görüyor, Neyi görüyor, neyi biliyor, neyi buluyor?
Nakşibendî Efendimiz:
—Kalbini bilen, maksudunu bildi, buyuruyor.
O çok âlim olan Yakub-u Çerhi hazretlerinin ayaklarına basmış ve kalp âlemi onda
açılmış. Başka bir mürit ona kalbinden bir şeyler söylemiş bu da ona söylemiş ki:
—Hayır, onun kalpten ne haberi olacak, onda tecellî eden ufak bir hal, demiş.
14 Eşrefoğlu Rumi Müzekkin Nufüs S.527

