Page 59 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 59

Teveccüh Sohbetleri                                                     55

          Allah’tan gelen ruhumuzdur, Allah’a ruhumuz bir vasıtayla gider. Cenabı Hak, “İleyhil
          vesilete” , buyuruyor.  Ruhumuz vasıtayla gelmiştir ancak vasıtayla gider.  Vasıtasız
                 13
          gelseydi vasıtasız giderdi.
          Allah’tan gelen ruhumuza vasıta kim oldu? Annemiz, babamız.
          Allah’a götürecek vasıtamız kimdir? Meşayihimizdir.

          Zâhirde bizim annemiz, babamız vardır.
          Tarikatta, maneviyatta bizim esas babamız meşayihimizdir.
          Nakşibendî Efendimiz  Hazretleri  mübarek, onun babası sert mizaçlıymış, dergahta
          hizmet veren dervişlere biraz sert kumanda ediyormuş.
          —Gelin, gidin, oturun, kalkın.

          Nakşibendî Efendimiz,  tabii Evliyâullah’tır, Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlaşıyor, onda bir
          merhamet sıfatı tecellî etmiş, babasının bu tazyikine sabredememiş, demiş ki:
          —Babacığım bak, bu dervişler Allah için gelmiş burada hizmet veriyorlar, sen bunlara
          böyle sert olma, biraz yumuşak ol.
          Babası celallenmiş mübarek:

          —Sen mi benim babamsın, ben mi senin  babanım? Sen  bana akıl mı öğreteceksin?
          demiş.
          —Evet, zâhirde sen benim babamsın ama  maneviyatta da  ben senin babanım. Sen
          benim tenimin babasısın, ben de senin ruhunun babasıyım.
          Onun için burada işte “Ela bi zikrillahi tadmainnel gulub” ayet-i kerimesinde “Sizin
          kalbinizi ancak zikrullah doyurur, başka bir şey doyurmaz.” buyrulmuş.
          Cenabı Hak bin bir ismiyle zikir yapılıyor ama bütün bu bin bir isim Allah’ın sıfatlarına
          mahsus olan isimlerdir.
          Allah’ın zâtına mahsus olan isim lafza-i Celal’dir, Allah’tır.
          Burada bâtın ulema, Cenabı Hakk’ın gaybiyetteki zâtına mahsus olan bir ismi alıyor.

          Neymiş o? Allah’tır. Evet, Allah’ın zâtına mahsus olan isim, Allah.
          Fakat bu Allah kelimesinde ne var?
          Üç harf var. Bir “elif” var, iki tane “lam” var, iki “lam” bir demektir, bir de “he”  var.
          Allah denince, burada “elif”, “lam”, Allah’ı tarife işarettir. Üzerindeki müşeddid üç
          dişli şedde var ya, o da tarifte mübalağaya işarettir. Esas Allah’ın gaybiyetteki zâtına
          mahsus olan, o lafzayi celalin ahir gerisindeki “he”’dir.
          Bu “he” bütün mahlukatta cârî, onsuz hiçbir şeyde hayat yoktur.
          İşte, insanlar “Men arafe nefsehu fakad arafe rabbehu”  emir fermanıyla nefesinden
                                                          14
          haberdar olan Allah’tan haberdar oluyor. “Nefsini bilen rabbisini biliyor”.

          13  Maide 5:35
   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64