Page 96 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 96

92                                                           Gülden Bülbüllere

          sonra Cenabı Hakk’ın  “li menil mülkül yevm” emri var. Niye  o zaman cevap
          vermediler de Cenabı Hak kendi sorusuna kendisi cevap verdi?

          Böyle bir soru açıyorlar. Diyor ki:
          —Ezeli ervah, tekellüf-ü ilahinin başlangıcıdır. Ahir ervahta ise tekellüf-ü ilahinin emri
          kalkmışı idi. Yani Allah’ın emri o zaman ruhlara o başlangıcı emr-i ilahi teklif edildi.
          Ama ezeli ervahta Allah’ın emr-i ilahi kalktı.
          Değil mi? ölülerde şimdi namaz, oruç, abdest, ibadet var mı? Hayır. Şer, günah, haram,
          var mı onlarda? Yok. Ama biz onları yok oldu mu diyeceğiz? Yok oldu dersek o zaman
          ahirete olan inancımız yok olur.
          İnsan öldükten sonra yok olur denirse “vel basu badel mevt” Âmentünün bir şartını
          inkâr etmiş olur. Bunu inkâr edince küfüre gider. Onun için burada ahirete inanmak da
          imandandır.  Ahirete inanmayan “vel  basu badel mevt” öldükten  sonra dirileceğine
          inanmayan, Müslüman olamıyor.

          Evet, Allah’a şükür Cenabı Hakk’a çok şükredelim ki biz mutluyuz, mutlu da olabiliriz.
          Neden dolayı mutluyuz? Allah bizi Müslüman halk etmiş. Şu zamanda ehl-i küfürden
          halk etmemiş. Bak! ehl-i küfür çoğunluktadır.
          Zaten kelamı kibarda geçiyor:
                 Bu halkın çoğu kâl ehli

          Kâl ehli ne demek? Ameli yoktur, ameli yoksa hayvanî sıfatta kalıyor. Hayvanî sıfatta
          kalıyorsa “ila cehenneme”. Zaten Peygamber Efendimiz de hadisinde buyurmuş
          “Benim ümmetim  bir taraf, ehl-i küfür bir taraftır”. Zaten “Lailaheillallah
          Muhammedün Resulullah” diyen ehl-i İslam oluyor.

          Fakat bunlardan Peygamber Efendimiz:”Ümmetim yetmiş üç fırka olacak.” buyuruyor.
          Kim bunlar?  İşte “Lailahe illallah  Muhammedün Resulullah” diyenler.  Zaten
          demeyenler ümmeti değil. “Ümmetim yetmiş üç fırka olacak, yetmiş iki tanesi fırkayı
          nâr, bir tanesi fırkayı naci” 11  buyuruyor. Fırkayı naci demek  bir  tanesi ateşten,
          cehennemden kurtulacak. Ümmetin yetmiş ikisi ise “ila cehenneme” yani cehenneme
          gidecek. Yani burada yetmiş üç kişiden bir kişi cennete gidiyor, kurtuluyor, yetmiş ikisi
          cehenneme gidiyor. Rakam büyüdükçe bu ayırım yapılıyor. Yetmiş üç bin kişide bin
          kişi cennete  gidecek, yetmiş iki bin cehenneme gidecek. Yetmiş üç milyonda bir
          milyonu cennete gidecek, yetmiş iki milyonu cehenneme gidecek.
          Ama kim bu fırkayı naci? Zamanımızda şimdi hepsi fırkayı naciye olmuşlar, hepsi diyor
          ki: “Biz fırkayı naciyiz.” Onun için divanda da Sâlih Baba buyuruyor:
                 Yetmiş üç fırkanın ser-tâcı benem
                 Kangısına sorsam der “nâcî benem”

                 Bildim ki cümlenin muhtâcı benem




          11  Ebu Davut: Sünne 1-4596, Tirmizi: İman 18-2640
   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100   101