Page 98 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 98

94                                                           Gülden Bülbüllere

          kim ki bildikleri ile  amel ederse,  bilmediklerini  biz azimüşşan ona öğretiriz.” 12
          buyuruyor. Bir insan ümmiyse kitabı, sünneti bilmiyorsa bak! Ne buyuruyor?

                 Delîl eyle O zât-ı evliyâyı
          Buyuruyor. Burada ilmi olmayanlar için ancak onların kitabı, sünneti meşayihtir. Yanlış
          anlaşılmasın, hâşâ, yani o bilmiyorsa bilenin peşinde olsun. Meşayihinden ne gördüyse
          onu yaşasın. Ne işitti ise onu söylesin. Nasıl yiyor, nasıl içiyor, nasıl konuşuyor, nasıl
          yaşıyor, kendisini ona insibah etsin, benzetsin. Zaten bak!  Kelamı kibarda öyle:
                 Âteş-i aşkınla yandır Sâlih'i
                 Şarâb-ı lebinle kandır Sâlih'i
                 Taklîd'den tahkîke döndür Sâlih'i
                 Affeyle hizmette noksânımız var
          Buyuruyor. Demek ki bizim hizmette noksanımız denilince, yine yanlış anlaşılmasın.
          Çünkü bir mürit müptedidir, irade sahibidir. Ne kadar ameline dikkat etse (ki ihlâs ile
          amelini yapıp güzel işleyim dese bile) bir Evliyâullahın ameli ile beraber olamaz,
          mümkün değildir. Çünkü iradeyle yapılan amel ile küllî iradeye geçmiş olanın ameli
          mukayese edilecek olursa birisi taklit, birisi tahkik oluyor. Evliyâullahın ameli tahkiktir.
          Ama  müridin ameli taklittir ama  meşayihin ameline karşı taklittir.  Yoksa hâşâ
          estağfurullah şimdi burada:
                 Taklîd'den tahkîke döndür Sâlih'i
                 Affeyle hizmette noksânımız var
          Buyurmuş da bu taklidi biz nasıl anlayacağız.  Taklit ikidir. Bir taklit var ki tarikatı
          hicvedenlerin, alay edenlerin taklididir. Allah korusun onların hakkında:
                 Kavm-i Nemrûdîler istemez bizi
          Buyuruyor. Demek  ki tarikatı zem eden, tarikatı alaya  alanlar  ne oluyor? Kavmi
          Nemrut’tandır, bunlar Nemrut kavmindedir, diyor.
          Evet, çünkü tarikat haktır. Tarikatı inkâr küfürdür.
          Evet, meşayih, Evliyâullah haktır. Onu inkâr etmek küfürdür.

          Ama biz inkâr eden alay edenlerden değiliz. Biz insibah edenlerdeniz.  Biz de
          çalışacağız ki meşayihimizin, şeyh efendimizin ameli gibi amelimizi işleyelim.

          Ama bunu çalışa çalışa, yapa yapa, her yaptıkça özelleşiyor. Her yaptıkça özelleşe
          özelleşe sende de olacak. Ne zaman sende fenafişşeyh olursan şeyhinde fani olursan,
          şeyhinin sıfatları sende tecellî ederse  o zaman senin amelin de şeyhin ameli ile beraber
          olur. Yoksa (o zamana kadar) yüz bin  tane müridin ameli, bir meşayihin ameli ile
          beraber olamaz. Buradaki anlayacağımız budur.
                 Taklîd'den tahkîke döndür Sâlih'i

                 Afv eyle hizmette noksânımız var

          12  Camiül-ûlüm vel Hikem C.1 S.342
   93   94   95   96   97   98   99   100   101   102   103